Merhaba...

1997 yılında kurmuş olduğumuz KERKÜK VAKFI inandığımız davanın hizmetinde ilkelerimizin kurumsallaştığı bir yuva olarak düşünülmüştür. Bu Vakıf, her zaman insana dönük faaliyetlerin yapılacağı ve kalıcı hizmetlerin programlanacağı bir dava ve kültür ocağı kimliğiyle bir platform görevini üstlenmektedir.
Biz herkese ve her kesime eşit mesafede olup doğruların savunucusu olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu doğrultuda da Irak Türkmenlerinin davası ve geleceği için çalışma kulvarında öncü olup herkesi kucaklayan bir konumda olacağız.
Yıllardır yayınladığımız KARDAŞLIK dergisinin yanında üç lisanda onlarca esere imza atan bu kuruluş herkesi hizmete çağırıyor. Yolumuzdan şaşmadan ve ilkelerimizden taviz vermeden bu yolun yolcusuyuz ve öyle de kalacağız.
Herkese merhaba.

   Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı
 


Kerkük Vakfından Bir Çağr

Kerkük Vakfından Bir Çağr
Kerkük Vakfından Bir Çağrı
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

3 Mayıs 2014 tarihinde hakka yürüyen Vakfımızın Kurucu Başkanı, Türk sevdalısı, Kerkük ve Türkmeneli hayranı, büyüğümüz, ağabeyimiz ve ülküdaşımız İzzettin Kerkük’ü vefatının altıncı yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.

Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KERKÜK'TE TÜRKMEN KARDAŞLIK OÇAĞINI ZİYERET ETTİ

31-12-2019 salı Kerkük vakfı başkanı değerli abimiz ERŞAT HÜRMÜZLÜ Kerkük Türkmen Kardaşlık Ocağı nı zieyaret ederek bizleri onurlandırdı . ERŞAT HÜRMÜZLÜ ABİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER 2019 yılının son aylarında KERKÜK TÜRKMEN KARDAŞLIK OCAĞI KÜTÜPHANESİNE DEVR EDİLEN ŞEHİT DOÇ.DR.NECDET KOÇAK KİTAPLARINI İNCELEDİ ,BU KARARIN ÇOK İSABETLİ OLDUĞUNU BELİRTEREK EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLERİNİ SUNDU

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KEKÜKTE IRAK TÜRÜKMEN CEPHESİNİ ZİYARET ETTİ

Irak Ne Zaman Devlet Olabilir?

EDİTÖR'DEN
Irak Ne Zaman Devlet Olabilir?
Suphi SAATÇİ
Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda Osmanlı coğrafyasının bir parçası olan bugünkü Irak, İngiltere’nin uzun yıllara dayanan dış politikasının hedefinde bulunuyordu. Ticarî ve iktisadî menfaatleri açısından Irak, aslında dört yüzyıldan itibaren İngiltere’nin ana hedefi hâline gelmişti. İlk İngiliz ticaret gemisi 1635 yılında Basra limanına ulaşınca, İngiliz hükümeti bölgenin deniz yolu bakımından büyük bir ticarî potansiyele sahip olduğunu anlamıştı. Bundan dolayı İngiltere, ticarî ilişkileri ile menfaatlerini gözetmek üzere 1723 yılında ilk kez Basra limanında bir temsilcilik ofisi kurmuştu. Bu tarihten itibaren İngilizler ticarî aktivitelerini arttırarak genişlettiler.
Sanayi devrimi ve Süveyş Kanalının açılmasından sonra İngiltere’nin ticaret hacmi ve ekonomik girdisi büyük çapta genişlemiş oldu. Irak’ın iç pazar olarak tüketimi yanında, bölge üzerinden İngiliz mallarının İran pazarını da ele geçirmesinde önemli rol oynuyordu. Özellikle 1911 ve 1912 yıllarında İngiltere’nin Basra ve Bağdat üzerinden elde ettiği ticaret geliri 3.100.000 pound sterlin hacmine ulaşmıştı. İngiltere Irak’tan buğday, hurma, mazı, deri ve yün ithal ediyordu. Bu tarihlerde Irak’tan Londra’ya yıllık değeri 30.000 Osmanlı lirası olan 11.000 ton pirinç ihraç ediliyordu. 19. yüzyılın sonlarında İngiltere ve Hindistan’a ihraç edilen hurmanın para değeri 277.000 sterline ulaşmıştı.

Özseverlik

Bize göre
Özseverlik
Erşat HÜRMÜZLÜ
ehurmuzlu@gmail.com

Bazen ayıplanacak bir huydan bahsedilir. Bunun bir çeşit psikolojik hastalık olduğu da kayıtlara geçer. O da Narsisizm diye anılan vakadır.
Türk Dil Kurumu, Narsisizmi, Özseverlik olarak açıklar. Ve detayına bakarsanız, kişinin bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik veya narsisizm demektir.
Bu huyları olan herkes, kendi tecrübesi üzerinden TEKBENCİ olur bu durumda. Yani gözlerini kapadığında dünyanın başkaları için de artık görünmez olduğunu sanma hastalığına kapılır.
Bunun bilimsel ismi vardır, ben burada sizi fazla detaylara boğmak istemediğim için sadece belirtilerden bahsedeceğim. Buna kapılan insan, kendisi için bitmiş olan şeyi bütün dünyada bitmiş gibi görür. Allah korusun.
Şimdi bakıyorsunuz ki her millette bu gibi insanlar dikkati çekebilir. Bizim milletimiz de bundan müstesna değildir.
Bazen insanlar kendi hayallerine kapılarak, tarihin ve özel olarak siyasî tarihin ancak kendileriyle başladığına inanırlar veya başkalarını buna inandırmak isterler.
Türkmen topluluğunda bu hisler doğrusu gençlerde daha az düzeydedir. Onlar genellikle daha yolun başında olduklarını ve öğrenmeleri gerektiğine inanırlar. Aksi takdirde maazallah okumak da istemezler, üniversiteye de müracaat etmezler ve yetişmek zaruretini algılamazlar.
Daha çok ileri bir yaş grubunda olanlarda bu

Siyasî Ahlak ve Biz

Siyasî Ahlak ve Biz
Mahir NAKİP
Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden
mnakip@yahoo.com
Önce Birkaç Tarif... Siyaset, en basit anlamıyla devleti idare etme sanatıdır. Demek ki siyaset olmadan devlet yönetilemez. Demek ki devleti var etmenin aracıdır siyaset. Onun için mücerret bir kavramdır. Fakat günümüzde siyasetten nefret eden, siyasetten kaçan siyaseti yerden yere vuran insanlar da vardır. Hitler, “Siyasetçiler halkın o anki desteğini alabilmek için gelecekle ilgili büyük projelerden bile vazgeçerler. Kendileri daima ülkeden daha önemlidir. Onların kuş beyinleri geleceğin önemini kavrayamaz” der. Onun için siyaset her ne kadar kirlenmiş bir mefhum olsa da gereklidir.
Ahlak ise en dar anlamıyla neyin doğru veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir. Terim genellikle kültürel, dinî, seküler ve felsefî topluluklar tarafından, insanların çeşitli davranışlarının yanlış veya doğru oluşunu belirleyen bir yargı ve ilkeler sistemi kavramı ve/ veya inancı için kullanılır. Bir başka açıdan ahlak, yazılı olmayan davranış kurallar olarak da tarif edilebilir. Demek ki ahlak, bir toplumu erdemce yönetebilmek için değerler manzumesine veya bütününe verilen isimdir.
Siyaset ahlakı aslında çok eski bir kavram olup Sokrates ve Eflatun tarafından ele alınmış bir kavramdır. Hatta siyaset ahlakının demokrasinin dışında da tartışılan bir olgudur. Bizde ise bilimsel olarak Ziya Gökalp tarafından başlatılabilir. Türk düşünürü Ziya Gökalp, ahlakı, ferdi ve içtimai ahlak olmak üzere ikiye ayırır. İçtimai ahlak insanların birlikte yaşamaktan elde ettiği normlar ve kurallar olarak tanımlanabilir. İşte siyaset ahlakını bu toplumsal ahlakın bir parçası veya alt kümesi olarak görebiliriz. Dolayısıyla siyaset ahlakı veya siyasî ahlak, siyasî sahada faaliyet gösterenlerin, uymaları beklenen normlar, kurallar ve vicdanî yükümlülüklerdir.
Bir Karşılaştırma... Siyaset ahlakı 2003 öncesi Irak’ta ne resmen ne de fiilen söz konusu olmuştur. Ama erdemlik, Rahmetli Necdet Koçak gibi idealist Türkmen fikir adamlarının şahsiyetinde zaten tecelli etmiş bir kavram olduğu için Türkmen siyasî mücadelesinde her zaman var olmuştur. Necdet Koçak’ın şahsında siyaset ahlakı tek kelimeyle dürüstlük olarak tecelli eder. Dürüstlük demek, erdemliğin çekirdeği demektir. Kendini millete adamış bir kişinin olduğu gibi görünmesidir. Bu idealizm takriben Türkmen siyasetinin genel çadırı altında her zaman var olmuştur.
2003 yılından sonra Irak’ta aslen var olmayan siyasî ahlak, iki sebepten dolayı kök salamamıştır:
1. Saddam’ı deviren ABD, para musluklarını açarak zaten yoksun olarak insanları, haklı-haksız her şeyi para ile yapmaya teşvik etmiş ve alıştırmıştır. Kayıt dışı paralar özellikle siyasetçilere ulufe şeklinde dağıtılmıştır. Buna mukabil de ABD’ye karşı itaatleri satın alınmıştır.
2. Irak muhalefeti uzun yıllar İran’da, Suriye’de ve Avrupa’da zor şartlar altında ve mağduriyet içerisinde yaşamışlardır. Hele Kürt siyasi partileri her zaman kendilerini mahrumiyet içerisinde görmüşlerdir. Bu iki kesim hiç hayal edemedikleri cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve bakanlık gibi mevkilere geldiklerinde, Irak devletinin hazinesini soyma ve yağmalama hakları olduğuna inanmışlardır. Onun için fütursuzca yandaşlara dağıtılan ihalelerin istihkakları dağıtılmış ama projeler başlamamış bile. Yüzbinlerce insana Saddam’dan mağdur oldu diye maaşlar bağlanmıştır. Kısacası devletin malı
deniz, yemeyen domuz misali devletin kasaları talan edilmiştir.
Toplumu oluşturan basit insanlar, bir kademe terfi ettiğinde veya okulunu bitirip yeni tayin olmak isteyen bir genç bu güruhu görünce ya isyan edecek ya da bunlara ayak uyduracaktır. Böylece sosyal çürüme sadece başlarda iken, 10-15 sene içerisinde tabana doğru sirayet etmiştir. Bir asırdır Irak’ın çarkıfeleği içinde dönen Türkmen halkı nihayetinde Irak toplumunun bir parçasıdır. Kokuşmuş bu toplumdan mikrop kapmaması mümkün değildir. Ancak şunu da hemen kaydetmek gerekir, Türkmenlerde aile yapısı sağlam olduğundan bu tefessüh belirtileri herkeste aynı ölçüde görünmemiştir.

Aydın ve İdealist Bir Kerkük Çobanı

Abdülhakim REJİOĞLU Kardeşlik/el-İha Dergisinden Aydın ve İdealist Bir Kerkük Çobanı -1Görelim Mevla neyler Neylerse güzel eyler 1959 yılı bir millet ve memleket olarak çok uğursuz ve çok tehlikeli oldu bizler için… Şimdi ben binbir keşmekeş içinde geçmiş bu buhranlı ve kara günlerin havasını, özelliklerini ve olayların akış silsilesini buraya geç[ir]mek niyetinde değilim. Burada sizlere yalnız efsanelerde, masallarda uydurulmuş esâtîrî kahramanlara benzer çok aydın, südü temiz bir Kerkük çobanıyla bu kara günlerde nasıl ve ne şekilde ona tesâdüf ettiğimi ve ondan neler işittiklerimi anlatmaktır. Bu olgun ve çok aydın memleket çocuğuyla geçirdiğim ânı, ben kendi hesabıma en değerli bir hâtıra olarak saklayacağım gibi… Ve bu güzel tesâdüfü yine kendim için unutulmaz bir tâli’1 eseri sayacağım… Şimdi bu gâyet enteresan olay olabilir. Taaccübünüzü mûcib olsun… Öyle değil mi… Olmasın sayın okurlarım. Çünkü…

Sayfalar

Kerkük Vakfı RSS beslemesine abone olun.