Buradasınız

Makale

Suriye gündeminde Al Bab, Menbiç, Rakka hattında gelişmeler varken Türkiye’de Hollanda krizi ve yaklaşan referandum. Bunun yanında Musul kurtarma operasyonu ve Rusya-ABD ve İran'ın bölgeye askeri yığınak yaparak üsler kuruyor. Ama yazılmayan anlatılmayan bir Kerkük gerçeği var. Irak'ta yerel güçlerin yanında bölgesel ve küresel güçlerin mücadele alanı olan Kerkük ve petrol kaynakları. Irak'ta Türkmen şehri olan Kerkük Irak Türkmenlerinin kalbi durumunda. Bugün 400 bin nüfusu aşan Telafer yaklaşık 3 yıldır DEAŞ terör örgütünün elinde olması Türkmenlere bir hançer gibi saplanmışken Kerkük sözde yeni çizilen bağımsızlığı için planlar yapılan Kürt bölgesi içine dahil edilmeye çalışılıyor. Pazarlıklar coğrafyası olan Ortadoğu'da masada sadece Rakka değil Kerkük'te var. 



Kerkük Valisi Necmettin Kerim, Kerkük İl Meclisine 14 Mart 2017 tarihinde resmî bir yazı göndererek Kerkük’teki tüm devlet kurum ve kuruluşlarının binalarına Irak bayrağının yanında Kuzey Irak Federal Bölgesi bayrağının asılması talimatı vermiştir. Bu talimat, Türkmenlerin tepkisini çekmiş ve talebin ne kadar yanlış ve tehlikeli olduğunu bildiren açıklamalarla kınanmıştır.



Irak Türkmenlerinin Irak topraklarına ve özel olarak kuzey bölgelere yerleşmesinin en yoğun hamlesi 1055 yılında olmuştur. Sultan Tuğrul beğ, 1055 yılında Hac yolunu tâmir ve güvenliğini sağlamak gerekçesiyle, beraberinde kesif Selçuklu ordusu olduğu halde Irak’a girmek için hazırlandı. Bu arada Buveyhîler Halife Kaim Bi- Emrillah’ın nüfuzunu istismar ederek, Türklerin Irak’a girmelerini engellemek istiyorlardı. Ancak Halife durumun kritik olduğunu idrak etmiş, diğer yandan komutan Basâsiri Mısır’daki Fatimîlerle irtibatta olduğunu öğrenmişti. Tehlikeyi sezen Halife bu yüzden Bağdat’ta hutbenin Sultan Tuğrul adına okutulmasını emretmiş, böylece 15 Ocak 1055 tarihinde dünya işlerinden vazgeçtiğini, sadece dinî liderliğini korumakla iktifâ ettiğini bildirmiştir. Bu tarihten 10 gün sonra, 



Suphi Saatçi

Osmanlı Devleti’nin idarî taksimatında Irak üç eyaletten oluşuyordu: Bağdat, Basra ve Musul eyaletleri. O dönemde Türkmenlerin çoğunluğu Musul Eyaletinin sınırları içinde yaşıyordu. Bu arada Hanekîn, Mendeli ve Karatepe gibi kasabalarda yaşayan Türkmenler Bağdat Eyaletine bağlı bulunuyordu. Musul Eyaletinin sınırları içinde bugünkü Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye illeri yer alıyordu.

 



Yıllardır Kerkük’te valilik yapan Amerikan vatandaşı Necmettin Kerim durup dururken Bir karar alarak Türkmenlerin simgesi olan Kale’ye, Üniversite binalarına, diğer resmi ve gayri resmi yerlere Kürt bayrağını astırdı; bu da yetmedi, Kerkük’te Kürtçenin de resmi dil olarak kullanılmasının zorunlu olduğunu açıkladı. Bu hususta Türkiye’den bir ¨yadırgama¨, Birleşmiş Milletler Irak temsilcisinden bir uyarı geldi. ITC Başkanı Erşat SALİHİ konuyu televizyonda Türkmen halkına anlattı; sertçe kınadı; Bağdat Hükümetini tedbirsizlikle suçladı ve Türkiye’nin tepkisini yetersiz buldu. Bu konuda 



Güney komşumuz Irak, 2003 yılı işgalinden sonra, ne yazık ki hâlâ istikrar ve barış ortamına kavuşamadı. Bir diğer güney komşumuz olan Suriye’de ise başlayan iç savaş 5 yıldan beri bir türlü durdurulamıyordu. Türkiye, Irak ve Suriye’de devam eden yangınlardan en çok etkilenen bir ülkedir.

 



Farslar, Ortadoğu’nun en eski medeniyetlerini kuran milletlerin başında gelir. Bölgede en azından 2500 yıllık bir tarihleri var. İslam’dan önce bugünkü Azerbaycan, Ermenistan, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Güney Kazakistan, Afganistan, Tacikistan, Pakistan, Kafkaslar, Irak, Suriye, Güney Türkiye ve Arabistan’ın bir kısmına hakim olmuşlardır. Bu coğrafya için Büyük İskender’le savaşmışlardır.



                             Irak Türkmenlerinin gözde şehri Kerkük Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra anavatan topraklarının dışında kaldı. Bu yöre o tarihten sonra derin bir uzlet devresine girdi. 1940’lara gelindiğinde Kerkük, Türkiye’de, ancak belli bir yaşın üzerindeki insanların hafızasında kalan eski Musul vilayetimizin bir sancağının adıydı. O yılların ekonomik, sosyal ve kültürel atmosferi içinde Türkiye’de apayrı bir toplum meydana gelmiş; dünyadaki değerler sistemi değişmiş ve Kerkük ancak oraya yolu düşenlerin dikkatini çeken bir şehir durumuna gelmişti



Kerkük dünyanın en eski ve en uygar şehirlerinden biri olarak uzun tarihi boyunca Orta Ortaçağ ve Geç Ortaçağ dışında şöhretini günümüze kadar hiç aksatmadan devam ettirmiş ve bu zaman zarfında da birçok medeniyete ve birçok devlete ev sahipliği yapmıştır[1]. İnsanoğluna ait en eski iskeletler ve onun ev eşyası olarak kullandığı en eski buluntular ve eserler bu şehirde ortaya çıkarılmıştır[2]. Şehrin Asurlular döneminde inşa edilen tarihî kalesinin günümüze kadar gelmesi, buranın ne kadar eski bir geçmişe sahip oluğunun en önemli kanıtını teşkil etmektedir. Antik çağdan sonra bir süre ihmale uğrayan şehir, çok eski devirlerden beri burada yaşayan Türklerin, Orta Asya’dan gelen ve kan bağıyla yakınları olan diğer Türklerle kaynaşması ve bu kitlenin bir bütün 



Divan şiiri geleneği içinde zirveye çıkmış olan Fuzûlî ( ? - Kerbelâ, 1556), Türk edebiyatı tarihi içinde müstesna bir yere sahiptir. Türkçesinin güzelliği sayesinde dilden dile, elden ele dolaşan şiirleri, dönemin imparatorluk coğrafyasında büyük yankı bulmuştur. Yazma divanları en fazla çoğaltılan ve yayılan şairlerin başında gelmiştir. Geçen 20. yüzyıla kadar, Fuzûlî’nin divanını ezbere bilen ve onu bir hikmet kitabı sayan yüzlerce hayranı ve meraklısı görülmüştür. Bütün bu özelliklerinden dolayı Fuzûlî, bütün devirlerin içinde Türklüğün yetiştirdiği en büyük şairlerden biri kabul edilmiştir.



Sayfalar