Buradasınız

TÜRKİYE’YE SIĞINAN TELAFERLİ TÜRKMENLER HAKKINDA ALAN ARAŞTIRMASI

yazar: 

TÜRKİYE’YE SIĞINAN TELAFERLİ TÜRKMENLER HAKKINDA ALAN ARAŞTIRMASI Prof. Dr. Mahir Nakip Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi mnakip@yahoo.com GİRİŞ Telafer, Türkiye sınırından 85, Suriye sınırından 65 ve Musul merkezinden 60 Km uzaklıkta olan bir Türkmen şehri olup, Türkmen şehirleri içerisinde Türkiye’ye en yakın yerleşim bölgesidir. İdarî olarak Musul’a bağlı olup, Irak’ın en büyük ilçesidir. Dohuk ve Necef yerleşim birimleri nüfusları Telafer’den az olduğu halde vilayet yapılırken, Telafer Türkmen şehri olduğundan hep ilçe olarak bırakılmıştır. Telafer’e bağlı üç bucak vardır. Rabia çoğunluğu Şammar Araplarından, Zummar çoğunluğu Arap ve Kürtlerden, İyaziye ise çoğunluğu Türkmenlerden oluşmaktadır. İlçenin toplam nüfusu 500 bin civarında olup bunun en az 300 bini Türkmen’dir. 2003 yılına kadar geçmiş yönetimler tarafından bilerek ihmal edilmiş ve buraya fazla bir yatırım yapılmamıştır. Halkın önemli bir kısmı ziraatla uğraşmakla beraber, devlet makamlarına önemli şahsiyetler de yetiştirmişlerdir. Anadolu topraklarına yakın olması hasebiyle, bir yandan Anadolu Türk kültürüne yakın öğeler taşıyan Telafer şehri, diğer taraftan (diğer Türkmen şehirlerinde az rastladığımız) Orta Asya Türklüğünün özelliklerini de bağırlarında barındırmayı sürdürebilmiştir. Diğer Türkmen bölgelerinde olduğu gibi, Telafer’de de 2000’li yılların ortalarına kadar toplumun farklı mezhebî katmanları arasında hiçbir ayrışım ve sorun yaşanmamıştır. Halk birbirlerinden kız alıp verirken, aynı aşiretten Sünnîler olduğu gibi Şiîler de olmuştur. Şekil 1: Telafer İlçesinin Sınırları Gelecek olan tehlikeleri sezen Telafer Türkmenleri, 2003 yılının sonunda Telafer Aşiretler Meclisi'ni kurmuşlardır. Ancak Felluce’den kaçan El-Kaide mensupları Telafer’e sığınınca, Eylül 2004 tarihinde ABD şehri boşaltarak El-Kaide’ye karşı savaş açmıştır. Bir hafta sonra Türkiye’nin siyasi ve diplomatik müdahalesi ile ABD operasyonlarını durdurmuş ve halk tekrar evlerine dönebilmiştir. 2005 yılında faili meçhul cinayetler baş göstermeye başlamıştır. Özellikle Telafer Havaalanında ABD kuvvetleri ile çalışan Türkmenler El-Kaide tarafından öldürülmeye başlanınca şehirde ilk ciddî huzursuzluklar baş göstermiştir. 2005 sonunda ilk bombalı araç patlamış ve çok sayıda Türkmen’in ölümüne sebep olmuştur. 2007 yılında bomba yüklü büyük bir un kamyonunun Telafer’in Kanberdere Mahallesinde patlaması neticesinde 200 Türkmen ölmüş ve yüzlerce kişi yaralanmıştır. Bu elim hadise Telafer toplumunda onulmaz yaralar açmış ve büyük bir iz bırakmıştır. Mezhep çatışmaları 2009 yılına kadar devam etmiş, bu patlamalar ve faili meçhul cinayetler mezhepler arası çatışmaların başlangıcını oluşturmuştur. Nuri El-Maliki’nin başbakanlığını yaptığı hükümetler sırasında Telafer, Sünnî Musul halkına uygulanan baskının aynısını görmüştür. Buna mukabil, Ocak 2014’te Irak Bakanlar Kurulu tarafından Telafer’in il olması için parlamentoya gönderdiği karar farklı şekilde algılanmıştır. Bu dönemden önce Telafer’deki Sünnî Türkmenler, Telafer’in il olmasını talep ederken, Irak merkezi hükümetinin Musul’a baskısı nedeniyle aynı baskıdan çekindikleri için, Telafer’in il olmasına karşı çıkmışlardır. Daha öncesinde Telafer’in il olmasına karşı çıkan Şiî Türkmenler ise (Irak merkezi hükümetinden güç alarak) Telafer’in il olmasını ısrarla savunmuşlardır. Böylece millî bir mesele ya da hak olan Telafer’in il olma konusu, mezhebî çekişmeye kurban gitmiştir. Suriye olaylarından sonra Telafer yeniden gündeme gelmiş ve Suriye’ye mücadele etmeye giden silahlı unsurların Telafer yolunu kullandıkları iddiaları ortaya atılmıştır. Telafer, DAEŞ’in işgaliyle yeniden gündeme gelmiştir. DAEŞ, Musul’u ele geçirdikten sonra, kontrol alanını genişletmek ve Suriye sınırında olan Telafer’den sınır geçişkenliğini de sağlamak için, Telafer’i ablukaya almış ve 14 Haziran 2014'ten itibaren 2 gün süren havan topu saldırılarına başlamıştır. DAEŞ’in girdiği illerin yanı sıra Telafer’den de Irak ordusunun çekilmesiyle birlikte Telafer halkından oluşan yerel polis ve halk kendi güvenliğini sağlamaya girişmiş, bu sırada Telafer’in güvenliğinin sağlanmasına Peşmergelerin de yardım etmesi için IKBY (Irak Kürt Bölgesel Yönetimi) ile Telafer’in önde gelen aşiretleri ve yetkilileri görüşmeler yapmıştır. Peşmergeler, Telafer halkının silahlarını kendilerine teslim etmesi ve Telafer merkezine girilmesi ön şartıyla Telafer’in güvenliğinin sağlanmasını kabul etmiştir. Ancak, Telaferliler silahlarını Peşmergelere teslim etmeyi ve Peşmergelerin Telafer’in içine girmesini istememiş ve bu konuda bir anlaşma sağlanamamıştır. İki gün içerisinde DAEŞ’in baskısını arttırmasıyla Telafer halkı dayanamamış ve şehir büyük oranda DAEŞ’in eline geçmiştir. Birinci dalgada 150 bin civarında Türkmen şehri terk etmiştir. Bu Türkmenlerin büyük çoğunluğu Şiîlerden olmuştur. IKBY göç edenlerin Kürt Bölgesine yerleşmelerine müsaade etmemiş ve diğer şehirlere gitmeleri için bütün kolaylığı göstermiştir. Nitekim büyük çoğunluk kamyonlara doldurularak Necef ve Kerbela’ya gönderilmiştir. İkinci göç dalgası ise 19.12.2015 tarihinde Peşmergelerin şehri füze ile bombalamaya başlamasıyla patlak vermiştir. Arkasından DAEŞ, şehirde kalanlara örgüte katılma zorunluluğu getirince, katılmak istemeyenlerin önünde tek seçenek olarak Suriye üzerinden Türkiye’ye göç etmek kalmıştır. İşte üzerinde anket uyguladığımız kesim daha çok bu göçmenlerden oluşmaktadır. Tablo 1: Kurtarıldıktan Sonra Telaferlilerin Bulundukları Yerlere Göre Dağılımı: Şehir veya Ülke Sayı Oranı Telafer (Sünnîler) 50.000 17 Telafer (Şii) 60.000 17 Musul (Sünnîler) 30.000 10 Güney Irak (Daha çok Şiîler) 50.000 17 Kerkük (karışık) 12.000 4 Erbil, Dahuk, Zaho (karışık) 10.000 3 Türkiye (daha çok Sünnîler) 40.000 13 Diğer (karışık) 48.000 19 Toplam 300.000 100 İçinde Türkmenlerin de bulunduğu Irak ordusunun 2017 yılının Ağustos ayında başlattığı harekatla Telafer 26 Ağustos 2017 tarihinde DAEŞ’ten kurtarıldı. Şehir ciddi anlamda tahrip edildiği için temel halk temel hizmetlerden yoksun bir şekilde şehirde yaşamaktadır. Elimizde olan tahmini istatistiklere göre Güneye göç eden Şii Türkmenlerden 30-40 bini, Sünni Türkmenlerden de 15-20 bini Telafer’e geri dönmüştür. Bu durumda tahminen şehrin nüfusu 100 bine yükselmiştir; böylece göç edenlerin takriben üçte biri Telafer’e dönmüştür. ARAŞTIRMANIN KONUSU, AMACI VE KISITLARI Araştırmanın türü keşfedici olup, amacı Türkiye’ye göç eden Telaferli Türkmenler hakkında temel bilgi toplamak ve bazı hayatî konularda görüşlerini öğrenmektir. Bu meyanda Türkiye’deki Türkmenlerin millî şuur düzeylerini, karşı mezhepte olanlara karşı tutumlarını, Telefer’in ve Türkmenlerin geleceği hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmak, araştırmanın temel hedefleri arasındadır. Araştırmanın bir diğer amacı da temayüller itibariyle toplanan görüşlerin demografik yapı ile ilişkisinin olup olmadığını tespit etmektir. Buradan elde edilecek sonuçtan hareketle bazı tespitler ve ona binaen de bazı öneriler sunulacaktır. Araştırma sadece Türkiye’ye göç eden Telaferli Türkmenler üzerine yapıldığı için, genelleştirilmesi doğru değildir. Ancak sonuçların en azından Telaferli Sünnî Türkmenlerin geri kalanına genelleştirilebileceğini söylemek mümkündür. Bu araştırma biraz uyumlaştırılarak Kerkük’te, Kuzey Irak Kürt bölgesinde, Necef, Kerbelâ ve Güney illere yerleşmiş (özellikle Şiî) Telaferlilere de uygulandığı zaman daha gerçekçi sonuçlar elde edilebilecektir. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ Araştırma keşfedici bir araştırma olup, ilk defa Türkiye’ye iltica ya da göç etmiş Telaferli Türkmenler üzerine uygulanmaktadır. Kasım 2014 tarihinden bugüne kadar Türkiye’ye gelen Telaferlilerin sayısı tahminen 40 bin civarındadır. Bunlar Türkiye’nin 21 vilayetine dağılmış olup, çoğunluğu Ankara, Gaziantep, Konya, Adana, Mersin, İstanbul, Eskişehir ve Şanlıurfa şehirlerinde bulunmaktadır. En kalabalık kütle Ankara’da ikamet etmekte olup, toplam 22.600 kişiden ibarettir. Diğer şehirlerde de anketin uygulamasının sonucu çok değiştirmeyeceğini kabul ederek, örnek kütlenin Ankara, Konya, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri ve Kırşehir illerine yerleşmiş göçmenlerden seçilmesi yeterli bulunmuştur. Bunun neticesinde toplam 660 kişiye anket amacıyla ulaşılmıştır. Nicel araştırmaların gözatım yöntemlerinden yüz yüze anket uygulaması uygun görülmüştür. Bazı cevaplayıcılar belirli soruları cevaplandırmaktan kaçınmıştır. Bu konuda ısrarcı olunmamıştır. Özellikle 'Fikrim Yok' şıkkı zaman zaman çok tercih edilmiştir. Bu da anlayışla karşılanmıştır. Ankette demografik bilgilerin yanında yukarıda zikredilen temayülleri ölçen beşli Likert ölçekli ifadeler yer almıştır. Bulgular kısmında betimleyici istatistik, daire grafik ve Ki Kare analizi kullanılmıştır. Çalışma daha çok karar alıcılara yardımcı olması amacıyla hazırlandığı için ileri istatistiksel analizler kullanılmamıştır. Çalışmanın hacmini büyütmemesi maksadıyla Ki Kare analizinin tabloları verilmemiştir. Onun yerine sonuçların her küme için özetlenerek bir tablo şeklinde verilmesi uygun görülmüştür. BULGULAR SPSS Paket programı ile sınıflandırılan veriler üç alt başlıkta incelenmiştir. İlki deneklerin demografik yapısını gösterirken, ikinci alt başlıkta dört temel başlık altında toplanan temayül kümeleri hakkında betimleyici bilgiler verilecektir. Üçüncü alt başlıkta ise demografik yapı ile bu temayül kümeleri arasında bir ilişkinin olup olmadığı Ki Kare analizi ile test edilecektir. 1. Araştırma Kütlesinin Demografik Özellikleri Ankete katılanların bazı demografik özellikleri aşağıdaki gibidir: Tablo 2: Temel Demografik Özellikler Yaş Dilimleri Sıklık % -30 Gençler 180 27.3 31-40 Orta Yaşlılar 200 30.3 41-50 Olgunlar 163 24.7 51+ Yaşlılar 116 17.7 TOPLAM 659 100 Cinsiyet Erkek 491 75.6 Kadın 158 24.4 TOPLAM 649 100 Medenî Durum Evli 453 69.9 Bekâr 98 15.1 Boşanmış 36 05.6 Dul 61 09.4 TOPLAM 648 100 Çocuk Sayısı Çocuksuz 233 35.4 1-3 72 10.9 4-6 225 34.2 7-9 95 14.4 9+ 33 05.1 TOPLAM 658 100 Okuyan Çocuk Sayısı Yok 414 62.8 1-3 118 17.9 4-6 113 17.1 7-9 14 02.2 TOPLAM 659 100 Meslekler Emekli 36 5.5 Esnaf 138 20.9 Ev Hanımı 68 10.3 İşçi 25 3.8 İşsiz 13 2.3 Memur 166 29.9 Öğrenci 47 2.0 Öğretmen 52 7.9 Serbest Meslek 11 1.7 Diğer 103 15.7 TOPLAM 659 100 Ankete katılanların büyük bir kısmı; 40 yaş altı, erkek, evli ve dörtten fazla çocuk sahibi kişilerden oluşmaktadır. Erkeklerin önemli bir kısmı Telafer’deyken esnaf, kadınların da ev hanımı olduğu anlaşılmaktadır. Ankete katılanlar hakkında diğer önemli bilgiler Tablo 2’de verilmiştir. Tablo 3: Diğer Önemli Bilgiler Girdiği Sınır Kapısı Sıklık % Suriye 548 87.0 Irak-Zaho 82 13.0 TOPLAM 630 100.0 Kaçış Sebebi Bombalama 236 37.6 DAEŞ 127 20.3 İkisi 264 42.1 TOPLAM 627 100.0 Dönüş Şartları DAEŞ Telafer’den tam Çıkarsa 274 43.3 Güvenlik Sağlanırsa 213 33.6 Türkiye’de Kalmak İstiyorum 146 23.1 TOPLAM 633 100.0 Kaldığı Şekil Kira 397 61.1 Akraba yanı 96 14.8 Kamp 157 24.1 TOPLAM 650 100.0 Ayni Yardım Alan 171 28.5 Almayan 430 71.5 TOPLAM 601 100.0 Nakdi Yardım Alan 79 12.9 Almayan 532 87.1 TOPLAM 611 100.0 Sağlık Yardımı Alan 125 20.4 Almayan 488 79.6 TOPLAM 613 100.0 Bu temel veriler göstermektedir ki anketi cevaplandıranların büyük bir kısmı Suriye’den Türkiye’ye giriş yapmış, hem DAEŞ hem de bombalamalardan kaçan, can güvenliği sağlanırsa geri dönebilecek kişilerden oluşmaktadır. Yine örneklemdekilerin önemli bir kısmı da Türkiye’de kirada kalan, aynî, nakdî ve sağlık yardımları alamayan kişilerdir. 2. Temel Sorunlar Hakkında Göçmenlerin Görüşleri Örnek kütleyi oluşturan 660 Telaferli’ye çeşitli siyasî, sosyal ve dinî konularda ifadeler sunuldu ve bu ifadelere katılma dereceleri soruldu. Aşağıda bu ifadelerin daire grafikleri bulunmaktadır. TK+ : Tamamen katılıyorum, K+ : Katılıyorum, FY : Fikrim yok, K- : Katılmıyorum ve HK- : Hiç katılmıyorum demektir. 2.1. Türklük Şuuru ve Türkiye’ye Bakış İlk birkaç ifade Telaferlilerin millî şuurlarını ve Türkiye’ye bakışlarını ölçmeye yöneliktir. Şekil 1: Türkmenlikle İftihar Ankete katılanların (13+82=) %95’i Türkmenliği ile iftihar etmektedir. Yani göçmenlerde millî şuurun büyük ölçüde geliştiğini ve öne çıktığını söyleyebiliriz. Şekil 2: Türkiye’yi Ana Vatan Kabul Etme Örneğe katılanların toplam (51+36=) %87’sinin Türkiye’yi anavatan kabul etmesi, millî şuurun tezahürü olup, bir asır boyunca Telafer Türkmenlerinin Türkiye ile doğrudan ilişkileri olmadığı halde, Türkiye’ye anavatan gözüyle bakması önemli bir bulgudur. Aslında bu bulguları bütün Türkmen toplumuna tamim etmek mümkündür. Irak Türkleri, millî şuurları geliştiği için şartlar ne kadar değişirse değişsin Türkiye’yi anavatan olarak görmüşlerdir. Şekil 3: Türkiyesiz Telafer Sorununun Çözülebilirliği Ankete katılanların (36+27=) %63’ü Türkiye’nin yardımı ve müdahalesi olmadan Telafer sorununun çözülemeyeceğine inanması diğer önemli bir bulgudur. Bu veri farklı bir açıdan değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Telafer konusunda daha aktif ve belirleyici bir rol üstlenmesine dönük bir destek söz konusudur denilebilir. 2.2. Telafer ve Geleceği Hakkında Düşünceler Burada da Telafer’in hukuki statüsü ve geleceği ile ilgili sorulara cevap aranmıştır. Şekil 4: Telafer’in İl Olması İstikrarı Sağlar Araştırmaya katılanların (22+36=) %58’i Telafer’in il olmasının istikrara katkı sağlayacağına inanmaktadır. Üçte biri ise inanmamaktadır. Aslında son 10 yıl zarfından Telafer’in il olması tartışması idari olmaktan çok siyasî bir hüviyet kazanmıştır. Şiî Türkmenlerin büyük çoğunluğu bunu isterken, Sünnîler isteksiz duruyorlardı. Çünkü Sünnî Türkmen siyasetçileri, Musul’dan kopmayı tehlikeli addetmekteydi. Telafer’in il olması tabiatında Irak Türkmenlerinin geneline büyük bir katkı sağlayacaktır. Çünkü nüfusunun tamamının Türkmen olduğu bir vilayete kavuşacaklardır. Bu açıdan bakıldığında, Türkmenler için Telafer’in il olması idari bir mesele olmaktan çok millî bir mesele haline gelmiştir. Araştırmaya konu olan kütlenin Sünnî olması ve %58’inin de Telafer’in il olmasını istemesi, giriş kısmında bu konuda verilen bilgilerde bir değişimin olduğunu göstermektedir. Yani Telaferli Sünni Türkmenlerin yarısından fazlası şehrin il olmasını uygun görmektedir. Şekil 5: Telafer’in Geleceği Şimdikinden Daha İyi Olmayacaktır Telafer’in şimdiki durumuna bakarak geleceği hakkında iyimser olmak gerçekten zordur. Nitekim deneklerin (22+36=)%58’i karamsar, yani geleceğin daha iyi olmayacağına inanırken, yine üçte biri görüş beyan etmemeyi tercih etmiştir. İyimser olanların oranı ise oldukça düşü olup, %11’dir. 2.3. Genel Olarak Türkmenlerin Geleceği Hakkında Görüşler Şekil 6: Mezhebî Kimlikten Önce Türkmen Kimliği Etrafında Toplanma Siyasî olarak Telafer’de mezhep esasına göre giderek ayrışan Türkmenlerin aslında halk olarak millîyetlerini daha önde tuttuğunu görebiliyoruz. Nitekim ankete katılanların (50+19=)%69’u mezhebî kimlikten önce Türkmenlik kimliği etrafında toplanmayı yeğlemektedir. Aslında muhtemelen 2003 yılından önce bu oranın çok daha yüksek olduğu yönünde bir tahmin yürütülebilir. Böylece büyük oranda Sünnî Türkmenlerden oluşan bir örneklemin %69’unun millî kimliğini öne çıkardığını öğrenmek, kayda değer bir bulgudur. Şekil 7: Genel Olarak Türkmenlerin Irak’ta Geleceği Konusunda Görüşler Araştırmaya katılan Telaferlilerin, Türkmenlerin genel olarak Irak’ta gelecekleri konusunda karamsar olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim %10’u Türkmenleri karamsar bir gelecek beklediği görüşüne tamamen katılırken, %60’ı da karamsar bir gelecek beklemektedir. Bu da elbette 13 yıl zarfında başta Telaferliler olmak üzere bütün Irak Türklerinin yaşadıkları olumsuzluk, sahipsizlik ve haksızlıklardan kaynaklanmaktadır. 2003 yılından bu yana durumlarında ciddi bir düzelme olmadığı gibi, hiçbir olay Türkmenlerin lehine gelişmemiştir. Şekil 8: Tek Söylemde Birleşme İsteği Türkmenlerin tek söylem altında birleşmelerine sadece %6’lık bir kesimin karşı çıkması, bu söylem birliğine ne büyük oranda destek olduğunu açıkça göstermektedir. Şekil 9: Türkmen Siyasetçilerinin Türkmenlerin sorunlarını Çözmede Yeterlilikleri Katılımcıların sadece %24’ü Türkmen siyasetçilerin sorunlarını çözmeye muktedir olduğuna inanmaktadır. Ancak büyük çoğunluk olan %57 fikir beyan etmeyi istememektedir. Telaferli göçmenlerin millî şuurlarının gelişmişliğini ve siyasî duruşlarını özetlemek gerekirse, bu çalışmanın çıkarımlarını şu şekilde özetlemek mümkündür. Büyük çoğunluğu millî şuura sahip, Türkmenliği ile tamamen iftihar eden, Türkiye’yi anavatan gören, mezhebî kimlikten çok millî kimlik etrafında toplanmak isteyen, Türkmenlerin geleceği konusunda karamsar olan ve Türkmen siyasetçilerinin yeterliliği konusunda fikir beyan etmeye tereddüt eden bir topluluktur. 2.4. Karşı Mezhepten Olanlara Bakış Şekil 10: Diğer Mezhepteki Türkmenlerle Yaşamaya İnanmak Her ne kadar anket formunda mezhep sorulmadıysa da, bu araştırmaya katılanların tamamına yakınının Sünnî Mezhebine mensup oldukları bilinmektedir. Bu sonuca göre Sünnî Mezhebindeki Telaferli Türkmenlerin (44+19=) %63’ü şartlar ne olursa olsun Şiî Türkmenlerle beraber yaşamanın gereğine inanmaktadır. Burada fikri olmayanların oranının %26 çıkması, katılımcıların bu konuyu tartışmaktan kaçındığını göstermektedir. Yoksa inanmayanların oranı %11 gibi düşük bir oranda kaldığı açıktır. Şekil 11: Farklı Mezhepteki Türkmenlerin Birlikte Yaşama Şansı Bu grafikteki sonuca göre katılanların tam yarısı Şiî ve Sünnî Türkmenlerin birleşmeleri halinde Telafer’de yaşamanın daha kolay olacağını ifade etmiştir. Çekimserlerin oranları %34 ve bu görüşe katılmayanların oranı ise sadece %16’dır. Bu sonucu kapsamlı biçimde yorumlamak gerekir. Dikkat edilirse cevaplayıcılar olması gerekenle olacak olanı ayrı görmektedirler. Bu aslında bütün ilişkilerin önümüzdeki dönemdeki siyasi gelişmelere pamuk ipliği ile bağlı olduğunu göstermektedir. Şekil 12: Sünnî ve Şiî Türkmenler arasında evlenmeyi destekleme Sosyal içerikli bu sonuç da cevaplayıcıların üç parçaya bölündüğünü açıkça göstermektedir. Evlenmeye taraftar olanlar (15+16=) %31, olmayanlar %39 görüşü olmayanlar ise %30’dur. Halbuki 2003 yılından önce çok sayıda Telaferlinin diğer mezhepteki insanlarla evlendiğini kendilerinden öğrenebiliyoruz. Bu da gösteriyor ki Telaferliler bölünmenin sınırındadırlar; yine de, tekrar bir arada yaşayabileceklerini önceki beyanattan çıkarmak mümkündür. Aslında sosyolojik olarak en önemli kaynaşma aracının evlilik olduğunu söylemek mümkündür. Çünkü insanlar birbirleriyle hayatlarını paylaşacak ve gelecek nesilleri birlikte dünyaya getireceklerdir. Onun için bu oranın sınırda çıkması, sınırda olan toplumsal kopuşu da göstermektedir. Durum böyle giderse siyasî ayrışmaları da beraberinde getirecektir. 3. Temayüller İtibariyle Demografik Özelliklerin İlişkilendirilmesi Bu kısımda üç önemli demografik özellik olan yaş, cinsiyet ve medenî durum değişkenleriyle dört temayül kümesi arasındaki ilişki Ki Kare analizi ile incelenmiştir. 3.1. Millî Şuur Düzeyleriyle Demografik Özelliklerin İlişkilendirilmesi Burada millî şuuru temsil edebilen dokuz ifadenin yaş grupları ile Ki Kare analiz sonuçları özet olarak verilmiştir. Tablo 4: Millî Şuur ile Yaş Grupları Arasında Farkın Varlığı Millî Şuur İfadeleri Fark Yorum Türkmenlikle iftihar Yok Türkiye anavatandır Var Yaş arttıkça kabul artmaktadır Türkiye’nin yardımı olmadan sorunlar bitmez Var Gençler ve olgun yaştakiler daha çok inanıyor Mezhep kimliğinden önce Türkmen kimliği Yok Türkmenlerin geleceği hakkında Görüş Yok Türkmenlerin tek sözde birleşmesi Yok Türkmen siyasetçilerinin muktedirliği Yok Telafer’in il olması istikrar getirir Yok Telafer’in geleceği hak kında karamsarlık Yok Telafer Türkmen toplumu 2003 yılından günümüze dek çok ciddî badireler atlatmış ve hâlâ huzur ve sükuna kavuşamamıştır. Buna rağmen millî konularda farklı demografik tabakalar arasında farkın çıkmaması, toplumsal dokunun sağlamlığını ve kararlığını göstermektedir. Telaferlilerin Türkiye’ye bakışları millî meselenin önemli bir kilometre taşıdır. Şekil 2 ve Şekil 3’te görüldüğü gibi göçmen Telaferli Türkmenlerin büyük bir çoğunluğu Türkiye’yi anavatan kabul etmekte ve Türkiyesiz sorunlarının çözülemeyeceğine inanmaktadır. Bu inancın muhafaza ediliyor olması önemli bir bulgudur. Tablo 5: Millî Şuur ile Cinsiyet Arasında Farkın Varlığı Millî Şuur İfadeleri Fark Yorum Türkmenlikle iftihar Yok Türkiye anavatandır Var Erkekler daha çok katılıyor Türkiye’nin yardımı olmadan sorunlar bitmez Yok Mezhep kimliğinden önce Türkmen kimliği Yok Türkmenlerin geleceği hakkında Görüş Yok Türkmenlerin tek sözde birleşmesi Yok Türkmen siyasetçilerinin muktedirliği Var Kadınlar daha çok inanıyor Telafer’in il olması istikrar getirir Var Erkekler daha çok inanıyor Telafer’in geleceği hakkında karamsarlık Yok Millî şuur cinsiyetler arasında da ciddî farklılık göstermemektedir. Kadınların Türkmen siyasetçilere erkeklerden daha çok inanması iyi niyetli ve daha çok mütevekkil olmalarından kaynaklanıyor olabilir. Erkeklerin Türkiye’nin anavatan olması ve Telafer’in il olmasının istikrar getireceği konusunda daha baskın olmasını ise eğitim ve bilgi düzeyine bağlamak mümkündür. Tablo 6: Millî Şuur ile Medenî Durum Arasında Farkın Varlığı Millî Şuur İfadeleri Fark Yorum Türkmenlikle iftihar Yok Türkiye anavatandır Yok Türkiye’nin yardımı olmadan sorunlar bitmez Yok Mezhep kimliğinden önce Türkmen kimliği Yok Türkmenlerin geleceği hakkında Görüş Yok Türkmenlerin tek sözde birleşmesi Yok Türkmen siyasetçilerinin muktedirliği Yok Telafer’in il olması istikrar getirir Yok Telafer’in geleceği hakkında karamsarlık Yok Millî şuur ile medenî durum arasında hiç bir ilişkinin tespit edilmemesi şaşırtıcı bir sonuç değildir. Çünkü yukarıda da gösterildiği gibi Telaferli Türkmenleri millî şuur konusunda gelişmiş bir toplumdur denilebilir. 3.2. Göçmenlerin Mezhebî Tutumlarıyla Demografik Özelliklerinin İlişkilendirilmesi Burada mezhebî durumu temsil edebilen beş ifadenin yaş grupları ile Ki Kare analiz sonuçları özet olarak verilmiştir. Tablo 7: Mezhebî Tutum ile Yaş Grupları Arasında Farkın Varlığı Mezhebî Tutum İfadeleri Fark Yorum Diğer mezhep mensuplarıyla yaşamaya inanmak Var Yaş arttıkça inananlar da artıyor Telafer’i kurtarmadan sonra diğer mezheptekilerle yaşayabilme Var Yaş arttıkça yaşayabilme isteği artıyor Şiî-Sünnî birleşirse yaşamak kolay Yok DAEŞ çıksa da Şiîler Sünnîlerle birleşemez Yok Mezhepler arası evlenmeyi destekleme Var Yaş arttıkça destek artıyor Telafer Türkmenleri, son on yıl zarfında birçok yıkımın hedefi olmuştur. Şehrin içinde bir zamanlar iç içe yaşayan ve birbirinden kız alıp veren Şiî ve Sünnî halk, bu yıkımdan olumsuz etkilenmiştir. Bu tablo da onu yansıtmaktadır. 50 yaşını aşmış yani gençliğini 2003 yılından önce yaşamış olan neslin, mezhep konusunda daha hoşgörülü oldukları anlaşılmaktadır. Mezhebî açıdan nesiller arası farkın doğmaya başlaması, ciddî bir tehlikenin habercisidir. Bunun farkında olmak ve çözüm üretmek genelde Irak Türkmenleri ve özelde de Telafer Türkmenleri için gereklidir. Tablo 8: Mezhebî Tutum ile Cinsiyet Arasında Farkın Varlığı Mezhebî Tutum İfadeleri Fark Yorum Diğer mezhep mensuplarıyla yaşamaya inanmak Yok Telafer’i kurtarmadan sonra diğer mezheptekilerle yaşayabilme Var Erkekler daha çok inanmaktadır Şiî-Sünnî birleşirse yaşamak kolay Yok DAEŞ çıksa da Şiîler Sünnîlerle birleşemez Var Erkeklerin %45’i katılmıyor, kadınların %43 katılıyor Mezhepler arası evlenmeyi destekleme Var Erkeklerin %46’sı destekliyor, kadınların %46’sı desteklemiyor Bu tablonun sonucu çok önemli ve şaşırtıcıdır. Demek ki kadınlar erkeklere nazaran daha mezhepçi tutum sergilemektedir. Bunun tahlilini dikkatlice yapmak gerekir. Büyük bir ihtimalle bunun sebebi dinî saiklerden çok, sosyolojik faktörlerdir. Neticede mezhebî ayrışmanın acısını erkekten çok kadın çekmektedir. Farklı tarihlerde şehirde iki mezhep arasında yaşanan olaylarda ölenlerin çoğu erkek olup, arkalarında onlarca yetim çocuk bırakmıştır. Tablo 9: Mezhebî Tutum ile Medenî Durum Arasında Farkın Varlığı Mezhebî Tutum İfadeleri Fark Yorum Diğer mezhep mensuplarıyla yaşamaya inanmak Var Eşinden ayrılanlar daha çok inanıyor Telafer’i kurtarmadan sonra diğer mezheptekilerle yaşayabilme Var Fikri olmayanlar çoğunlukta Şiî-Sünnî birleşirse yaşamak kolay Yok DAEŞ çıksa da Şiîler Sünnîlerle birleşemez Var Evlilerin yarısı buna inanmazken, bekârların yarısı inanmaktadır Mezhepler arası evlenmeyi destekleme Var Evlilerin çoğu desteklerken, bekârların çoğunluğu karşıdır. Bu analizden çok önemli sayılacak bulgular elde edilmemiştir. Ancak, evlilerin mezhepler arası evliliğe sıcak bakarken, bekârların bakmamasını bekârların daha çok gençlerden oluştuğuna bağlamak mümkündür. Bir önceki tabloda da gençlerin zaten mezhepler arası evlenmeye karşı olduklarını tespit etmiştik. SONUÇ Üzerinde araştırma yapılan kütle, Telaferli Türkmenler olup, DAEŞ’in Haziran 2014 tarihinde Telafer’i işgal etmesinden bu yana Türkiye’ye göç eden ailelerdir. Bu ana kütle daha çok 40 yaş altı, erkek, evli ve dörtten fazla çocuğa sahip kişilerden oluşmaktadır. Telaferliler üzerine yapılan ilk uygulamalı bu araştırmada ciddî bulgular elde edilmiştir. Ancak araştırma kütlesinin çoğunluğu Sünnî Türkmenlerden oluştuğundan, genelleştirmeyi zorlaştırmaktadır. Buna mukabil bulgulardan anlaşıldığı kadarıyla mezhebî olarak homojen olan kütle aslında birçok siyasî ve sosyal konularda heterojen özellikler taşımaktadır. Kütlenin hemfikir olduğu konuların başında millî meseleler gelmektedir. Nitekim %95’i Türkmenliği ile iftihar ederken, %87’si Türkiye’yi anavatan kabul etmektedir. Bu sonuç millî şuurun tezahürü olup, bir asır boyunca Telafer Türkmenlerinin Türkiye ile doğrudan ilişkileri olmadığı halde Türkiye ile gönül ve kader bağlarının kopmadığını göstermektedir. Ancak %63’ünün Türkiye’nin yardımı ve müdahalesi olmadan Telafer sorununun çözülemeyeceğine inanması da önemli bir bulgudur. Bu bağlamda bir başka destekleyici tespit, cevaplayıcıların %69’unun millî kimliği, mezhebî kimliğin önünde tutmasıdır. Ancak yaş arttıkça Türkiye’yi anavatan kabul etmede de artış olması, gençlerin bu görüşlerinde nisbî erimeler meydana gelebileceğinin sinyallerini vermektedir. Bu konuda bazı tedbirlerin alınması gerekmektedir denilebilir. Buna mukabil, çalışmadaki bulgulardan hareketle, gelişmelerin sürekli daha kötüye gitmesinin bu kütle üzerinde olumsuz etkiler bıraktığı söylenebilir. Türkmenlerin geleceği konusunda karamsar olan ve Türkmen siyasetçilerinin yetersizliği konusunda mütereddit olan Telaferli Türkmenlerin oranı yüksek çıkmıştır. Mezhebî açıdan nesiller arası farkın doğmaya başlaması, ciddî bir tehlikenin habercisidir. Yaş azaldıkça mezhepçilik duygusu artış göstermektedir. Öteki mezhebe karşı en çok hoşgörülü olanlar genelde 50 yaş üstü insanlardır ki bu kesim iki mezhep arasındaki uyumu gençliklerinde yaşamışlardır. Bir diğer tehlikeli tespit ise kadınların erkeklere nazaran daha mezhepçi tutum sergilemeleridir. Bunu da, ölenlerin erkekler olmasına rağmen acıları kadınların çektiğine bağlamak mümkündür. Sonuç olarak bazı gerçekleri dile getirmek gerekir. Her şeyden önce 50 bin civarında bir Telaferli Türkmen kütlesinin Türkiye’de olması kendileri açısından bir fırsata çevrilebilir. Bu kütlenin millî şuura sahip olması, Türkiye’ye anavatan gözüyle bakması ve millî kimliği mezhepten daha önde tutması büyük bir avantajdır. Bu avantaj mutlaka değerlendirilmelidir. Dört yıldan beridir Türkiye’de misafir edilen bu kesimin iaşe ve ibate problemleri büyük ölçüde halledilmiştir. Telaferli Türkmenlerin kendi yurtlarına dönüşüne yönelik vizyon hep ön planda olmalıdır. Telafer’in Türkiye sınırına en yakın Türkmen şehri olması hem Türkiye’nin güvenliği hem de Irak Türkmenleriyle bağlantının devam etmesi açısından önemlidir. Gelişmeleri oluruna bırakmaktansa ona yön vermek Türkiye’nin millî güvenliği açısından kaçınılmazdır. Irak’ta Türkmenlerin Telafer’e dönüşü ne (Sünni ve Şii) Arap’ın ne de Kürt’ün umurundadır. Bilakis, her iki kesim de Türkmenleri Telafer’e dönmelerine pek sıcak bakmamaktadırlar. Çünkü Türkmenlerin Telafer’e dönmesi, Türkmenlerin güçlenmesi demektir. Başta Necef ve Kerbela olmak üzere Irak’ın farklı yerlerine dağılan 170 bin Telaferli Türkmen’in görüşleri, ne bu araştırmanın sonuçlarına bire bir uyacak ne de tamamen ayrışacaktır. Ancak hangi konularda ortaklıklar, hangi konularda ayrışmalar olduğunu tespit etmek çok önemlidir. Dolayısıyla Irak içinde farklı yerlere dağılan Telafer içinde farklı bölgelere dağılan Telafer asıllı Irak içinde farklı yerlere dağılan Telafer asıllı Irak içinde farklı yerlere dağılan Telafer asıllı kütle üzerinde araştırma yapıldığı takdirde, Telafer’in kurtarılması konusunda tarafların kararlarına katkı sağlamak daha kolay olacaktır. Telafer, DAEŞ’ten kurtarılalı bir yıldan fazla bir süre oldu. Irak içinden on binlerce Türkmen şehre dönüş yapmıştır. Ancak Türkiye’de olanlardan pek azı dönmüştür. Bunun da çok farklı sebepleri bulunmaktadır. Bunların başında şehirdeki can güvenliğinin olmaması, iş imkânlarının olmaması, şehir alt yapısının büyük ölçüde tahrip olması, belediye hizmetlerinin ve okulların tam hizmet verememesi gelmektedir. Bunların hiç birisi Iraklı yöneticilerin umurunda değildir. Ama Türkiye, sınırlarının ötesinde bir güvenlik kuşağı istiyorsa, Türkmenlerin Telafer’e dönmesini “mesele” yapmalıdır.