Buradasınız

Kerkük Katliamı 60. Yılında…

Kerkük Katliamı 60. Yılında…
Irak Türkmenlerinin tarihinde yaşanan en büyük facialardan biri hiç şüphesiz Kerkük Katliamıdır. Türkmenlerin tarihinde bu kadar feci ve bu denli vahşiyane bir katliam olmasına rağmen, bu facianın belgelere dayanılarak henüz tarihi yazılmamıştır. Katliamı yaşayanların ve o günleri iyice hatırlayanların verdikleri şifahî bilgilerden bu vahşetin kırıntıları sayılan bazı ayrıntılar ortaya çıkmıştır. Ancak bu vahşet fotoğrafının tamamını görmek açısından henüz ortaya konmayan yazılı belgelerin ışığında ele alınması gerekir.
Kerkük Katliamının yapılmasından sonra olayın cereyan şekli Bağdat’ta Abdülkerim Kasım’ın bilgisine sunulduktan sonra işin vahameti anlaşılmıştır. Gafletten uyanıp pişmanlık duyan Kasım, Kurmay Albay Abdürrahman Abdülsettar başkanlığında oluşturulan bu soruşturma komisyonunda Kurmay Albay Sabih Muhammed Rauf, Yarbay Şekib el-Müdellel, ve Temyiz Mahkemesi hakimlerinden Hafız Halid ile Vedi‘ Cercis yer almışlardır. Süratle işe koyulan soruşturma komisyonu 18 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük’e varmıştır. Kerkük Demir Yollarına ait olan ve Rest House denilen misafirhanede yerleşen komisyon aynı gün çalışmalarına başlamıştır. Kerkük’te 32 gün süreyle çalışan komisyon 20 Ağustos 1959 tarihinde Bağdat’a dönerek 12 sayfadan oluşan bir raporu Genel Askerî Hâkime sunmuşlardır. Raporun aslı kapak resmi yanda görülen eserde yayımlanmıştır.
Soruşturma Komisyonunun Dosyaları
Çalışmalarına başlayan Soruşturma Komisyonu ilk önce Kerkük Cumhuriyet Hastanesinde tedavi gören ve henüz hayatta olan yaralıların ifadelerini almıştır. Daha sonra şehit düşenlerin yakınlarının ve yaralananların ifadeleri dinlenmiş, iş yerleri veya evleri yağmalanan, malları ve eşyaları çalınanların şikâyetleri alınmıştır. Yağma ve hırsızlık olayları çok fazla olduğu için Soruşturma Komisyonu, Bağdat’taki genel Askerî Hâkimden izin alarak özel bir araştırma ve inceleme komisyonu daha oluşturmuştur. Zarar gören ve acil olarak önlem alınmasını isteyen şikâyetçilerin fazla olması iki Tahkik Hâkimine de görev verilmiştir.
Çalışma sonucu oluşan dosyaların dökümü şöyle verilmiştir: Kasdi öldürme/cinayet vakası (31 dosya), şiddetli veya hafif öldürmeye ve işkence yapmaya teşebbüs (251 dosya), başkalarının haremine tecavüz (60 dosya), el koyma, çalma, yağmalama, yakma ve yok etme (70 dosya), başka suçlar işleme ve kamu haklarına tecavüz (17 dosya), küfür, hakaret ve tehdit etme şikâyetleri -bunların sivil mahkemelere devredilmeleri önerilmiştir- (215 dosya), faili meçhul olaylar (164 dosya) ve failler hakkında kanıt ve belge yetersizliği olan (35 dosya).
Katliam Öncesi Durum
Raporda 14 Temmuz kutlama törenlerinin yapılmasından 2 ay öncesinden Kerkük’te durumun iyi olmadığı belirtilmekte, İkinci Fırka Komutanı Davud el-Cenabi’nin yardımı ve desteği ile el-Cephe el-Vataniyye gibi siyasî örgütler oluşturdukları; ordu içindeki subayları da üye yaparak devlet kurumlarının üstünde hareket ettikleri, duyurular yayınladıkları, bu arada tutuklamalar, işkenceler ve sürgünler yaptıkları anlatılmaktadır. Kurban Bayramının gelişi ile General Kasım tarafından genel af ilan edilmesi üzerine tutuklular serbest bırakılmış ve sürgünler Kerkük’e dönerek ailelerine kavuşmuşlardır. Nispeten ve kısa süre için de olsa Kerkük’te huzur ve sükûnet sağlanmıştır. Türkmenler 14 Temmuz devriminin birinci yıldönümünü kutlamak gayesiyle Kerkük’ün ana caddelerinde temsilî zafer takları kurarak Cumhuriyet rejimine bağlılıklarını bildiren yazılar ve bayraklar asmışlardır.
Raporda, kutlama tarihi yaklaştıkça şehirde İşçi Sendikaları ve Barış Yanlıları gibi adı altında örgütlenen komünistler ve Kürt kıyafeti ile dolaşan militanlar Türkmenlere sataşmaya ve ağır tehditler savurmaya başladıkları bildirilmekte, yapılan bunca hakaret ve sataşmalara rağmen Türkmenlerden herhangi bir karşı tehdit, sataşma ve hakaret duyulmadığı ifade edilmektedir.
Katliamın Başlaması
Raporda Kerkük Katliamının 14 Temmuz 1959 günü başladığı 15 ve 16 Temmuz günleri de devam ettiği, 3 gün süren bu can pazarında insanlık tarihinde derin lekeler oluşturan vahşet sahneleri yaşandığı dile getirilmiştir. Katliamın başlangıç anı olan 14 Temmuz akşamı saat 19.30’da atılan ilk kurşunların ardından gözü dönmüş katiller Atlas Caddesinde bulunan 14 Temmuz Kahvesine saldırmışlardır. Türkmenlerin oturduğu bu kahvenin önünde 14 Temmuz devrimini kutlamak için Kerkük’teki takların en güzeli kurulmuştu. Gözü dönmüş caniler önce bu tak tahrip etmişler, ardından kahvenin sahibi olan Osman Hıdır’ın üzerine çullanmışlardır. Baltalar ve soplarla yere düşürülen Osman Hıdır, henüz canlı iken boynuna ip geçirilerek motorlu araca bağlanmış ve sürüklenerek feci bir şekilde şehit edilmiştir.
Olayların başlaması ile sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Halk Mukavemet militanları ile askerî inzibatlar tarafından belirli adreslerden Komutanlıkta ifadeleri alınma bahanesiyle tanınmış Türkmenleri evlerinden alınmışlardır. Henüz yolda iken saldırıyı maruz kalan bu kişiler, Cephe Vataniyyenin katillerine teslim edilmişler, böylece ellerine ve ayaklarına ipler takılarak araçlarla sürüklenmeye başlanmışlardır. Ata ile İhsan Hayrullah kardeşler ve Kasım Neftçi bu şekilde şehit olmuşlardır.
Evkaf Caddesinden Atlas Caddesine kadar uzanan yolda törene katılan kadın-erkek, çoluk-çocuk masum Türkmen halkının üzerine her yönden ateş açılmıştır. Raporun verdiği bilgilere göre kimileri asker, kimileri Kürt kıyafetleriyle dolaşan silahlı militanlar sürekli ateş ederek halkı sindirmeye ve dağıtmaya çalışmışlardır. Paniğe kapılan halk sığınacak yerler aramışlardır. Militanlar Evkaf Çarşısında ve Atlas Caddesindeki mağaza ve dükkânların kapı ve camlarını kırarak yağmalamaya, içindeki eşyaları çalmaya ve bazı yerleri ateşe vermeye başlamışlardır. Soruşturma Komisyonu kırılan, yağmalanan ve yakılan işyerlerinin tamamının Türkmenlere ait olduğunu, yağmalanan eşyaların kaçırılmasına askerî araçların da katıldığını tespit etmiştir.
Katliamın başladığı günün gecesinde İşçi Sendikası mensupları Kerkük Polis Müdürünü tehdit ederek kendilerine silah dağıtılmasını istemişler, sonuç alamayınca İmam Kasım Polis Merkezini basarak buradaki silahları çalmışlardır.
Kerkük Kalesinden Türkmenlerin ateş ettikleri yalanını uyduran militanlar, masum insanları kaleden aşağıya indirmişlerdir. Bu arada Türkmenlere ait evlerdeki kıymetli eşyaları çalarak yağmalamışlardır. Korya semtinde bulunan Alemeyn Sinemasından da Türkmenlerin ateş ettikleri gerekçesi ile sinema sahiplerinden iki kardeşi (Selahattin ve Mehmet Avcı) şehit edilmiş ve sinema roket ve havan toplarıyla vurulmuştur.
Soruşturma Komisyonu ayrıca katliam öncesinden İşçi Sendikası ve Petrol Şirketi çalışanları, insanları öldürmek ve iplerle sürüklemek için özel yöntemler uygulanması hususunda kurslar görmüşlerdir.
Kısaca özetlenen bu rapor ayrıntılı biçimde Kerkük Katliamını dile getirmektedir. Tarihî ve resmî bir kaynak olarak büyük önem taşıyan bu raporu her Türkmen aydını ibret ve dehşetle okumalıdır.