Buradasınız

SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI

Önder SAATÇİ SUPHİ SAATÇİ’NİN IRAK TÜRKMEN FOLKLOR ARAŞTIRMALARINA KATKILARI Halkın üretmiş olduğu maddi ve manevi ürünlerin hepsine birden folklor denir. Folklor kavramı geniş anlamda ele alındığında, bütün bir halk edebiyatını ve bununla birlikte gündelik hayatta kullanılan eşyadan halk inançlarına, giyim kuşamdan çocuk oyunlarına, çeşitli merasimlerden (nişan, düğün, cenaze, vb.) eğlence türlerine kadar ve daha sayamadığımız birçok halk kültürü ürününü içine alır. Folklor sayesinde milletlerin karakterleri bir cevher hâlinde nesilden nesle taşınır. Kişiler folklordaki inanışlar ve uygulamalarla büyür, yetişir ve böylece kendini belli bir toplumun ferdi olarak hisseder. Çünkü folklor insanların doğumundan ölümüne kadar geçen bütün hayat devrelerinde kişiyi saran, kucaklayan bir genişliğe sahiptir. Folklor araştırmaları Batı’da 19. yüzyılda başlamıştır. Türkiye’de ise Osmanlı’nın son dönemlerinde yavaş yavaş bu alana ilgi gösterilmiş; ancak Cumhuriyet devrinde folklor araştırmaları hız kazanmıştır. Irak Türkmenlerinin folklorunun araştırılması ve kayda geçirilmesi ise daha ziyade 1950’li yıllardan itibaren üzerinde durulan bir konudur. Bu yıllarda Molla Sabir’in “Kerkük Müntahap Hoyratları” (1951) ve Ata Terzibaşı’nın üç ciltlik “Kerkük Hoyratları ve Manileri” (1955-1957) bilhassa Kerkük hoyratlarının kayda geçirilmesi ile ilgili ilk derlemelerdir, Nermin Neftçi de çeşitli izlenimlerini aktardığı “Kerkük’te Bulduklarım” (1957) kitabında Kerkük’te gözlediği birçok halk kültürü (yağmur yağması için çeşitli uygulamalar, masal anlatma geleneği, giyim-kuşam, düğün âdetleri, vb) unsurunu kaydetmiştir. 50’li yılların sonlarında Kerkük’te yayınlanmış Beşir gazetesi de birçok folklor ürününün sergilenmesi için zemin oluşturmuştur. 60’lı yıllarda da Irak Türkmen folkloru yine araştırmacıların ilgi odağı olmuş; Şakir Sabir Zabit’in “Kerkük’te İçtimai Hayat” (1962) kitabı, ilmî disiplinden uzak olsa da Kerkük hoyratları dışındaki diğer folklor malzemesinin bir araya getirildiği önemli bir eserdir. 1961-1976 yılları arasında Bağdat’ta yayınlanmış Kardaşlık dergisinde de Mevlüt Taha Kayacı Irak Türkmenlerine ait pek çok folklor ürününü gün yüzüne çıkarmıştır. 70’li ve 80’li yıllardaysa Azerbaycanlı folklorist Gazanfer Paşayev Kerkük folkloruyla yakından ilgilenmiş ve birçok folklor unsurunu yazıya geçirerek alana ciddi bir katkıda bulunmuştur. “Kerkük Tapmacaları” (1984) ve “Irak Türkmen Folkloru” gösterilebilir (1992) . 80’li ve 90’lı yıllarda Ziyat Akkoyunlu da Irak Türkmen folkloruna dair çeşitli makaleler yayınlamış ve tebliğler sunmuştur. Bu yayınlara “Kerkük Türk Halk Müziği” (2009) çalışması ile Mahir Nakip’i de eklemek gerekir. Son yıllarda ise Necdet Yaşar Bayatlı Irak Türkmen folklorunu ele alan geniş kapsamlı araştırmalara imza atmıştır. Bayatlı’nın en önemli eserleri arasında “Irak Türkmenlerinin Halk Masalları” (2009), “Irak Türkmen Folklorunda Halk İnançları” (2012) ve “Irak Türkmen Folklorunda İyeler” (2017) sayılabilir. Irak Türkmen folkloruna 80’ler ve 90’lardan itibaren emek veren önemli bir isim de Suphi Saatçi’dir. O, bir yandan Kerkük’teki çocuk folklorunu kayda geçirirken diğer yandan kendi mesleği olan mimarlığı da bir çıkış noktası yaparak Kerkük’teki geleneksel Türk mimarisini çalışma konusu yapmıştır. Hatta, onun folklordaki ilgi alanının genişliği Kerkük’teki halk müziğine kadar uzanmıştır. Saatçi eserlerini hazırlarken sağlam belgelere dayanmış ve titiz bir üslupla ele aldığı konuyu bütün yönleriyle açıklamayı başarmıştır. Onun eserleri, Kerkük’ün ve Irak’taki diğer Türkmen bölgelerinin Türklüğünü tescil eder niteliktedir. Hele hele Ba’s rejiminin yıkmış olduğu Kerkük Kalesi’ndeki evlerin bir çalışma konusu yapılması ve Kerkük Kalesi’nde Türklüğü belgeleyen eserlerin fotoğraflarla, teknik çizimlerle de desteklenerek belgelendirilmesi hem Suphi Saatçi için mesleki bir başarı hem de Irak Türklüğü için ölmez bir yadigârdır. Bu yazıda elimizden geldiğince Suphi Saatçi’nin yalnızca kitap boyutundaki çalışmalarına büyüteç tutmaya çalışacak, Irak Türkmen folkloruyla ilgili makale ve bildirilerine yer vermeyeceğiz. Yazarın alanla ilgili başlıca kitapları şunlardır: 1. Kerkük Çocuk Folkloru: Kitap araştırmacının ilk eseridir. İlkin 1984 yılında basılmıştır. İlk baskısından bir nüsha, yazar tarafından, basıldığı yıl, merhum babam Hasan Saatçi’ye hediye edilmiş, fakat bu nüshayı görmeme ve incelememe rağmen bugün maalesef kütüphanemde bulunmamaktadır. Kitabın bu ilk baskısı dağıtım şirketinin deposu yandığından dolayı büyük ölçüde telef olmuş; ancak yazar kitabını uzun bir zaman sonra, bazı düzeltmeler ve eklemelerle yeniden basmaya muvaffak olmuştur. Kitabın ikinci baskısı ise 2008 tarihlidir. Kitap bir taraftan çocuklar için popüler bir yayın olarak kullanılabilirse de araştırmacılara da yarayacak malzemelerle doludur. Kitabın çeşitli bölümlerinde dualar, beddualar, okşamalar, leyleler (ninniler), tekerlemeler, atasözleri, bilmeceler ve masallar hem kısa açıklamalarla hem de bolca örnekle okuyucuya sunulmuştur. Bu kitapta dikkati çeken husus; çocuk folklorunun, bir yandan büyüklerin çocuklara yönelik kalıp sözlerini, bir yandan da çocukların birbirleriyle oynarken ve eğlenirken kullanmış oldukları kalıp sözleri ve ifadeleri içermesidir. Böylece çocuk folklorunun ortaya çıkmasında hem büyüklerin hem de küçüklerin katkısının olduğunu anlamış oluruz. Bunlar aynı zamanda çok değerli dil yadigârlarımızdır. Yazar kitabında ayrıca “yanıltmalı tekerleme” örneklerine karşılık olarak “çaşırtmaca” terimini kullanarak folkloristik terminolojisine bir terim de hediye etmiş olur. “Kerkük Çocuk Folkloru” bir yandan bilhassa Irak Türkmen’i okuyucuyu çocukluk günlerine götürürken bir yandan da hangi dönemeçlerden gelerek Türkmen (Türk) kimliğimizi edindiğimizi de bize hatırlatan çok değerli bir eserdir. 2. Kerkük’ten Derlenen Olay Türküleri: Suphi Saatçi’nin 70’li yıllarda, Kerkük’teki ses sanatçılarından derlediği “olay türküleri”ni içeren bu kitap bir yandan Kerkük’teki Türk halk müziği birikiminin hoyratlar dışındaki örneklerini belgelendirirken diğer yandan halk müziğimizin, Türk dünyasındaki gönül köprülerini nasıl kurduğunu gösterir. Yazar kitabında, “olay türküleri”nin savaş, bozgun, ayaklanma, kahramanlık, eşkıyalık, cinayet ve büyük aşk olaylarını konu edindiğini belirttikten sonra; bu gibi türkülerin Türk dünyasının çeşitli bölgelerine nasıl yayıldığını da açıklar. Ona göre, bazı savaşlara katılan âşık (halk şairi) askerler birbirlerinin türkülerini öğrendikleri gibi bunları memleketlerine de taşımışlar ve türkülerin varyantlaşmasına (çeşitleme) vesile olmuşlardır. Saatçi ayrıca, belli bir bölgede bazen de eski bir türkünün ezgisi üzerine yeni sözler giydirilerek yepyeni bir türkünün doğmasının da söz konusu olduğunu anlatır. Bunun yanında seyahat, göç, ticaret vb. yollarla da Türk dünyasının çeşitli bölgelerinde aynı türkünün varyantlarının oluştuğu bilgisini verir. Bütün bunlar Türk dünyasında türkülerin gönül tellerini titreten ortak ürünler olduğunu gösterir. Yazar kitabının repertuvar kısmında da bizi hayli şaşırtır. Mesela, “Çanakkale”, “Çırpınırdın Karadeniz”, “Sivastopol” gibi türkülerin Kerkük varyantlarını hem de notalarıyla bize armağan eder. Yazar, 2019’da yayınlamış olduğu bu kitabının ikinci baskısında ise Ata Terzibaşı’dan naklen, Çanakkale türküsünün bugün bildiğimiz ezgisinin başka sözlerle, Kerkük’te, Leylanlı Ali Merdan adında bir sanatçı tarafından plağa okunduğunu, bunun da söz konusu türkünün Kerkük menşeli olduğunu gösterdiğini belirtir. Ayrıca yazar, Kerkük’te Çanakkale türküsünün hem ezgi hem söz bakımından başka bir varyantının da olduğunu gösterir. Saatçi’nin bu tespitlerinin bundan sonraki araştırmalarda dikkate alınması gerektiğini düşünmekteyiz. Suphi Saatçi kitabına aldığı türkülerin mahalli form kazanma (varyantlaşma) sürecini tamamlamış olduğuna dikkat ettiğini belirtmiştir. O, kitabındaki bilgileri kaynak kişilerin (Reşit Küle Rıza, İzzettin Nimet, Sıdık Bende Gafur, Sıma Berber, Deli Salih, Abdulvahit Küzecioğlu, Abdurrahman Kızılay, İnayet Salih Günyeci, Abbas İbrahim Kerküklü) kısa biyografileri ve onların portre niteliğindeki fotoğraflarıyla da destekler. Kitapta sözleri ve notalarıyla birlikte yer alan türkülerden bazıları da şunlardır: Muçıla, Yavuz, Plevne, Sultan Aziz, Daraman Köprüsü, Yürüdük Edirne’den, Leman’ın Ölümü, Bir Savaş türküsü, … 3. Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi (6. Cilt): Suphi Saatçi’nin Irak Türkmen folklorunu en kapsayıcı çalışmasıdır. Yazar bu eserin 6. cildinde Irak Türkmen edebiyatının hem sözlü hem yazılı ürünleri hakkında ansiklopedik açıklayıcı bilgiler verdikten başka Irak Türkmen halk şiiri hakkında da geniş bilgiler ve başka kaynaklarda kolayca bulunmayacak örnekler de verir. Saatçi bu antolojide de titiz araştırmacılığını göstererek verdiği örneklerin kaynaklarını da belirtir. Bu eserde yer alan bazı örnekler daha başka eserlerindeki örneklerin aynısı olsa da bunların Irak Türkmen folklor birikimi içinde nereye oturduğunu görmemiz açısından, söz konusu ürünlerin tekrarı kullanıcılar için bir sorun oluşturmaz. Mesela, “Kerkük Çocuk Folkloru”ndaki ürünler bu antolojide de yer almıştır. Fakat bu durum diğer bir yönden de isabetli olmuştur, denebilir. Zira, 1984’te yanan “Kerkük Çocuk Folkloru” bir kitap hâlinde ikinci kez basılmadan önce, malzemesi yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Saatçi antolojisinin “Irak (Kerkük) Sözlü Türk Halk Edebiyatı” bölümünü halk edebiyatı türleri üzerine kurmuş, “Irak Türk Halk Şiiri”ni de bu kapsamda ele alarak onları da anonim ürünlerin sonunda her bir şairden bir veya birkaç örnek vererek pek çok şiir örneğini bir arada, okuyucuların istifadesine sunmuştur. Yazar halk şairlerinden örnekler vermeden önce onların doğum yerlerini ve yıllarını da vermiş, şiirleri hangi kaynaktan aktardığını da bu bilgilere eklemiştir. Antolojide şiirlerinden örnekler verilen Irak Türkmen şairlerinden bazıları şunlardır: Sabir Demirci, Kemal Mustafa Dakuklu, Rıza Çolakoğlu, Mehmet Bayatoğlu, Şemsettin Türkmenoğlu, Türköz Saçıuzun, Cumhur Kerküklü, … Suphi Saatçi’nin bu çalışmasında masal, tekerleme, fıkra, türkü, mâni, hoyrat, bilmece gibi, herkesçe bilinen halk edebiyatı türlerinin yanı sıra, bazı ender halk edebiyatı türleri de yer alır: Tenzile havaları (dini türküler), makam, divan, karabağı, gazel, âşık havaları, Kerem havaları. Ayrıca Molla Nasreddin fıkraları, Telâfer’den bir serçek (halk hikâyesi) örneği ve daha birçok halk edebiyatı türünden örnekler bu antolojinin sayfaları arasında görülebilir. Antolojide, Kerkük’te “beste” denen kırık hava formundaki türkülerin konularına göre tasnif edildiğini de görürüz. Böylece Irak Türkmenlerinin türkülerindeki konu çeşitliliği de bu antoloji sayesinde ortaya çıkmış olur. Saatçi’nin örneklediği belli başlı türkü konuları şunlardır: aşk, gurbet, ölüm üzerine söylenen besteler, tabiat besteleri, oyun besteleri, esnaf besteleri, olay ve kahramanlık türküleri. 4. Kerkük’ün Sesi Abdulvahit Küzecioğlu: Kerküklü ses sanatçısı Abdulvahit Küzecioğlu’nun hem biyografisi hem de sanat hayatının anlatıldığı ve anonim Kerkük türkülerinden, uzun havalarından örneklerin sunulduğu bir eserdir. Yazar kitabının “Giriş” bölümünde Irak’taki musiki dünyası hakkında genel bilgiler de vermiştir. Bağdat, Musul ve Kerkük’ün kendine has birer makam müziği olduğunu, birbirleriyle ilişkilerini, aralarındaki etkileşimi ve Kerkük’teki makam müziğinin belli başlı temsilcilerini (Heme Pire, Molla Abdurrahman Veli, Şaltağ, Molla Sabir Abdulkadir, Molla Taha) anlatmıştır. Bu bölümde ayrıca 20. yüzyılın ilk yarısında Türkiye’den gelerek Bağdat Güzel Sanatlar Enstitüsünde hocalık ve idarecilik eden ünlü Türk müzik adamları Mesut Cemil Bey, Şerif Muhiddin Targan ve Çinuçen Tanrıkorur’un da hizmetlerinden ve katkılarından söz edilmiştir. “Giriş” bölümünde üzerinde durulan bir başka konu da A. Küzecioğlu’nun, sanatçı kimliğinin ortaya çıkmasında ve onun tanınmasında Musullu kemanî Cemil Beşir’le olan ilişkisidir. Saatçi; Beşir’in, Küzecioğlu’nun sesine meftun olduğunu, onun Kerkük Kızılay’ındaki ve Kerkük Petrol Şirketindeki konserlerine kemanıyla katıldığını, hatta Bağdat Radyosu Türkmence (Türkçe) bölümü için çeşitli kayıtlar düzenlediğini bildirir. Böylece Kerkük müziğinin sevilmesi, yayılması ve gelişmesinde Cemil Beşir’in katkılarını da ortaya koymuş olur. Saatçi, bu kitapta Abdulvahit Küzecioğlu’nun yetişmesinde ve bu arada, Kerkük Türk halk müziğinin gelişmesinde etkili olmuş diğer bir şahsiyet olan İlham Merdan’dan da söz eder. Ona göre, Merdan Kerkük’te halk müziğinin disiplinli bir şekilde icra edilmesinde çok etkili bir rol oynamıştır. Bu arada, A. Küzecioğlu’nun 1950’den sonra Kerkük’te, ayakta durarak şarkı söyleme geleneğini başlatan ilk sanatçı olduğunu da eserin bu sayfalarından öğrenmekteyiz. Denebilir ki Saatçi kitabının “Giriş” bölümünde Kerkük’teki Türk halk müziğinin folklorik-otantik icra tarzından müzikal-estetik icra tarzına yükselişini A. Küzecioğlu’nun biyografisiyle anlatmış olur. Küzecioğlu’nun hayatının anlatıldığı bölümde ise şu ilgi çekici anekdot nakledilir: Bağdat Radyosu Türkmence kısmı 1 Şubat 1959’da saat 15.30’da başladığında ilk müzik parçası Abdulvahit Küzecioğlu tarafından okunmuştur. Küzecioğlu bu yayında ilkin Muçıla hoyratını sonra da “Güzele bak güzele” türküsünü icra etmiştir. Yazarın Abdulvahit Küzecioğlu’yla ilgili bize aktardığı diğer bir anekdot da Ata Terzibaşı ile, ilk defa Türkiye’ye geldiği 1956 yılında Gaziantep’te konakladıkları otelin hemen altındaki gazinoda Kerkük türkülerini seslendirmiş olmasıdır. Seyirciler bu konserde Küzecioğlu’na büyük ilgi göstermişlerdir. Saatçi bu eserinde, Abdulvahit Küzecioğlu’nun tam bir kültür elçisi olduğuna da yer vermiş, onun şöhretinin Irak sınırlarını aşarak Türkiye’ye de ulaştığını anlatmıştır. Küzecioğlu’nun Türkiye seyahatleri sırasında hem TRT‘de kayıtlar yaptığını hem de çeşitli konserler verdiğini, bu konserlere birçok kişinin rağbet ettiğini, hatta o yıllarda gazinolarda “Çakmağı çak, çırağı yandırmamışam” türküsünün çok popüler olduğunu da belirtir. A. Küzecioğlu’nun, 1952 yılındaki iş seyahati ile gittiği İngiltere’de BBC radyosu için de Kerkük türkülerini okuduğu yine bu kitabın satırları arasında yer alan bilgilerdendir. Eser Küzecioğlu’nu, çevresindeki insanları, onun çeşitli sanat faaliyetlerini belgeleyen birçok fotoğrafla da dopdolu bir içeriğe ulaşmıştır. 5. Kent Dokusu ve Geleneksel Evleriyle Kerkük: Suphi Saatçi; bu eserinde mimarlık, Türk evi, Kerkük’teki Türk ev modeli, Türk evinin coğrafi sınırlarının belirlenmesi gibi bilgileri sunduğu “Giriş” bölümünden sonra, Kerkük şehri hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştir. Şehrin konumu, Kerkük adının kökeni, Kerkük şehrindeki ilk yerleşimlerin izleri, şehrin tarihi bu bilgiler arasındadır. Eserin ikinci bölümü ise Kerkük’teki tarihî yapılar hakkında verilen doyurucu bilgileri içerir. Bu bölümde üzerinde en çok durulan Kerkük Kalesi’dir. Kitaptan öğrendiğimize göre, Kale’nin içinde yer alan mabetler şunlardır: Ulucami, Danyal Peygamber Camisi, Hasan Pakiz Camisi, vb. Kale’de ayrıca şu önemli mezarlar da bulunmaktadır: Gökkümbet, Hasan Mekki mezarı. Kale’deki diğer sivil mimari örneklerinden bazıları da şöylece sıralanmıştır: Şah Gazi Medresesi, Seyyit Necip Cebbari Tekkesi, Küçük Kayseri (kapalı çarşı), vb. Yazar Kerkük Kale’sini anlattığı bölümün sonunda, 1997’de Ba’s rejiminin yıkmış olduğu Kerkük Kalesi’nde eskiden 740 dolayında ev bulunduğunu, bunların Kerkük’teki Türk evi mimarisinin en güzel örnekleri olduğunu; ancak bunlardan bugün yalnızca 45’nin ayakta kalabildiğini, onların da 5-6’sının restore edilmiş olduğunu, bunlara ait ahşap kapı ve pencerelerin de 2003 Nisan’ında rejimin devrilmesinden sonra yağmalandığını belirtir. Yazar, kitabının ikinci bölümünde Eskiyaka ve Korya’dan da önemli yapıların yapılış tarihleri ve özelliklerinden bahseder. Bu bölümde sözü edilen Eskiyaka’daki bazı yapılar şunlardır: İmam Kasım Camisi ve Türbesi, Topal Osman Paşa mezarı, Kırdarlar Camisi, Kırmızı Kilise, Büyük Tekke, Kayseri Çarşısı, Nakışlı Minare, Hacı Baki Hamamı, vb. Eserde bahsedilen Korya yakasındaki yapılardan bazıları da şunlardır: Mecidiye Caddesi ve Bahçesi, Neftçizade İbrahim Bey Camisi, Osmanlı döneminden kalma Kerkük Kışlası, Molla Kavun Camisi, Şaturlu Değirmeni, vb. Kitapta Kerkük evlerinin en önemli özelliği olan ve folklorik yönünü gösteren taklardan genişçe söz edilmiştir. Sokakların her iki yanında da evi olan kişilerin bu evleri bir tonozla birleştirdikleri yapılara Kerkük’te “tak” adı verildiğini, fakat kitabın sayfaları arasında, Osmanlı döneminde, bu gibi taklara, Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye yayınlandıktan sonra izin verilmediğini, Irak’ta Arap yönetimleri iş başına geldikten sonra da büyük bir kısmının, motorlu taşıtların geçmesini engellediği ve yol genişletme çalışmaları gerekçe gösterilerek yıktırıldığını okuyoruz. Suphi Saatçi bu eserinde Kerkük evlerinden bahsederken Kerkük’te şehir kültürünü çok eski çağlardan bu yana yerleşmiş olduğuna da dikkat çekmektedir. Mesela, Kerkük evlerinde ahır bulunmaması, hayvan beslemek için gerekli bir alanın evlerde oluşturulmamış olması bu gibi ihtiyaçların ev dışında veya köylerde karşılanması şehirli hayatın Kerkük’te karakteristik bir kültür olduğunu gösterir. Kitapta ayrıca evlerin bölümlerini de tanıtan Saatçi her bir bölümün veya evlerin içindeki yapı elemanlarının işlevlerini de tanımlayarak eserine didaktik bir hüviyet kazandırmasını bilmiştir. Eser bu hâliyle bir yandan alanın uzmanlarına bir kaynak vazifesi görürken diğer yandan Kerkük mimarisinin folklorik yönünü belgelemiş olmaktadır. Kerkük evlerinin kitapta anılan başlıca bölümleri şunlardır: divanhane, haremlik, büyükev, atebe, sini kümbet, çırağlığ, dör, dayancağ, şıkalat, terece, lokuldan, sırhana, köşk, yangöz, ... Bu ev bölümlerinden en önemlisi “divanhane”dir. Genellikle zengin ve güngörmüş kişilerin evlerindeki selamlık bölümlerinde kurulan divanhanelerde şehrin şairleri, entelektüelleri, ileri gelenleri misafir edilir. Edebî, dinî ve ilmî sohbet meclisleri kurulur, kahveler ikram edilerek günlük meseleler hakkında fikir alışverişi edilir. Kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri de “Geleneksel Yapı Folkloru Üzerine Gözlemler” bölümüdür. Bu bölümde, geleneksel yapı işlerini yürüten inşaat ustalarının ve inşaat işçilerinin “Cütkahve” denen kahvehanede bir araya geldikleri, iş sahiplerinin buradan işçi ve usta temin ettikleri ve ustaların bir sonraki günün işlerini burada planladıkları yazılıdır. Kitabın bu bölümünde ayrıca, Kerküklü geleneksel yapı ustalarının kısa biyografileri, fotoğrafları bulunmaktadır. Ayrıca kitabın sonundaki EK-1 bölümünde “Yapı Sanatı Sözlüğü” ile bu bölüm pekiştirilmiştir. Kitabın beşinci bölümü ise Kerkük’teki tarihî yapılar ile Musalla Mezarlığı’nda ve diğer bazı mezar yapılarında görülen kitabelerin fotoğrafları ve çözümleri ile ilgilidir. Bütün bunlar Kerkük’ün Türklüğünün senetleridir. Kitap bu yönüyle de Irak Türklüğünün merkez şehrinin gerçek hüviyetini ispatlamış olmaktadır. Eser çeşitli planlar, haritalar, çizimler, resimler ve fotoğraflarla da zenginleştirilmiş; böylece bir şaheser niteliği kazanmıştır. 6. Altunköprü: Suphi Saatçi’nin küçük hacimli ama pek değerli bir eseri de Altunköprü kitabıdır. Bu kitapta da yörenin bazı folklorik özellikleri ve ürünlerine ışık tutulmuştur. Kitabın birinci bölümünde “Altunköprü” adının nereden kaynaklandığı anlatılırken iki söylenceye (efsane) yer verilmiştir. Bunlardan biri inşası sırasında köprüye bir altın halka takıldığı, diğeri ise köprü inşaatının halkın topladığı altınları devlete bağışlamasıyla gerçekleştiğine dairdir. Kitabın “Yerleşme, Nüfus ve Sosyal Yapı” bölümünde de bazı folklorik varlıklardan söz edilmiştir. Bunlardan en önemlisi yöredeki ekmek çeşitleridir: hinne, taptapa, cardaka, lavaşa ekmeği, yağlı ekmek, sac yufkası, mada ekmeği, dırnaklı, peynirli ekmek, su çöreği. Bu bölümde bir de çeşitli balıklara yörede verilen adları da görmekteyiz: fark balığı, bassuğ balığı, şabıt balığı, nakur balığı, kazağ balığı, torpağçın balığı, beyaz hedde, enni hedde, kara hedde, mahşut, semiz hedde, seyit heddesi, sarı dudağ, kuskumru. Bu eserdeki ekmek çeşitleri ve balık adları ileride girişilecek mükemmel bir Irak Türkmen ağızları sözlüğü çalışması için çok değerli birer veri hâlinde böylece belgelendirilmiş olmaktadır. Kitabın dördüncü bölümünde yöreye ait süpürge, sepet, heybe, yelpaze ve başa giyilen börk ürünlerinden bahsedilerek bu gibi ürünlerin folklorik ve ekonomik değerine değinilmiştir. Saatçi bu bölümde ayrıca iki Altunköprü söylencesine de yer vermiştir. Saatçi eserinin beşinci bölümünde Altunköprü’de yetişmiş değerli şahsiyetleri de sıralamıştır. Bunlardan en önde geleni Şükür Hanzad’dır (1912-1979). Velut bir şair ve bestekâr olan Hanzad’ın Kerkük-Erbil yolu üzerinde yukarıda sözü edilen Altunköprü’ye has hasır eşyalar satarak ve gelen geçene hoyrat okuyarak geçindiğini, sonraları gözlerini kaybettiğini de bu satırlardan okuyoruz. Yazar kitabında, onun bazı mâni ve hoyratlarından şu örnekleri de sunmuştur: Yar gelsin güneş batsın Zülf yanağ üsten atsın Hahı (halkı) sebbehe kadar Koymadı sesim yatsın Gözel yeri Gözel gir gözel yeri Göz sever göz beğeni Göz tanır gözel yeri Sözlerim derzen derzen Men diyerem yar yazan Saldı başım sevdaya Üz açuğ damda gezen Kitapta Hanzad’dan başka, Irak Türkmen halk müziğinde isim yapmış Altunköprülü halk sanatçılarının da isimlerini, kısa biyografilerini, fotoğraflarını ve eserlerinden bazı parçaları bulabilmekteyiz. Bu sanatçılardan bazıları şunlardır: Ali Heme Sakka, Cafer Ahmet Davşan, Sati’ Köprülü, Abidin ve Sinan Köprülü kardeşler. 7. Türk Folkloru ile İlgili Irak’ta Yayınlanan Kitap ve Makaleler Bibliyografyası: Suphi Saatçi ayrıca Mahir Nakip’le birlikte bir de “Türk Folkloru Araştırmaları” dergisinde “Türk Folkloru ile İlgili Irak’ta Yayınlanan Kitap ve Makaleler Bibliyografyası” başlığıyla bir bibliyografya hazırlamış ve bu yayın 1982 yılında T.C. Kültür Bakanlığı’nın Folklor Araştırmaları dergisince, dergiden bağımsız da yayınlanarak alanda çalışanların istifadesine sunulmuştur. Bu bibliyografyaya yeni çalışmaların eklenmesinin zamanı gelmiştir. Suphi Saatçi bütün ömrünü Irak Türkmen kültürünün ortaya çıkarılmasına adamış, çalışmalarında büyük bir ciddiyet ve sağlam bir metodoloji uygulayarak titiz bir araştırmacı olduğunu kanıtlamıştır. Onun bu çalışmaları; Osmanlı’dan koptuktan sonra türlü zulümlerden ve asimilasyon politikalarından başını alamayan Irak Türklüğünün varlığını, yaşama azmini, geleceğe uzanma iradesini ortaya koyan, pekiştiren ve Türk milletine manevi güç veren niteliktedir. Onun bu öncü çalışmaları gelecek nesillere de yol gösterici olacaktır. Yazarımıza Allah’tan sağlıklı, mutlu ve uzun bir ömür dileriz. Kitapların bibliyografik künyeleri: Suphi Saatçi, Kerkük Çocuk Folkloru, Ötüken Yayınları, İstanbul 2008. -----------------, Kerkük’ten Derlenen Olay Türküleri, Anadolu Sanat yayınları, İstanbul 1993. (2. Baskı, 2019) -----------------, Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi (6. Cilt), TC Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara 1997. -----------------, Kerkük’ün Sesi Abdulvahit Küzecioğlu, İstanbul 2012. -----------------, Kent Dokusu ve Geleneksel Evleriyle Kerkük, Kerkük Vakfı yayınları, İstanbul 2007. -----------------, Altunköprü, Kerkük Vakfı yayınları, İstanbul 2018.