Buradasınız

Özseverlik

Bize göre Özseverlik Erşat HÜRMÜZLÜ ehurmuzlu@gmail.com Bazen ayıplanacak bir huydan bahsedilir. Bunun bir çeşit psikolojik hastalık olduğu da kayıtlara geçer. O da Narsisizm diye anılan vakadır. Türk Dil Kurumu, Narsisizmi, Özseverlik olarak açıklar. Ve detayına bakarsanız, kişinin bedensel ve ruhsal benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, narsistlik veya narsisizm demektir. Bu huyları olan herkes, kendi tecrübesi üzerinden TEKBENCİ olur bu durumda. Yani gözlerini kapadığında dünyanın başkaları için de artık görünmez olduğunu sanma hastalığına kapılır. Bunun bilimsel ismi vardır, ben burada sizi fazla detaylara boğmak istemediğim için sadece belirtilerden bahsedeceğim. Buna kapılan insan, kendisi için bitmiş olan şeyi bütün dünyada bitmiş gibi görür. Allah korusun. Şimdi bakıyorsunuz ki her millette bu gibi insanlar dikkati çekebilir. Bizim milletimiz de bundan müstesna değildir. Bazen insanlar kendi hayallerine kapılarak, tarihin ve özel olarak siyasî tarihin ancak kendileriyle başladığına inanırlar veya başkalarını buna inandırmak isterler. Türkmen topluluğunda bu hisler doğrusu gençlerde daha az düzeydedir. Onlar genellikle daha yolun başında olduklarını ve öğrenmeleri gerektiğine inanırlar. Aksi takdirde maazallah okumak da istemezler, üniversiteye de müracaat etmezler ve yetişmek zaruretini algılamazlar. Daha çok ileri bir yaş grubunda olanlarda bu mesele daha çok ortaya çıkar. Hayatları boyunca birçok tecrübe yaşamışlar, dava uğrunda birçok zorluğa katlanmışlar ve mücadele etmişlerdir. Ancak öyle bir duruma gelirler ki, artık gözleri başkasını görmez, demin dediğimiz gibi siyasî mücadelenin ancak kendileriyle başlamış olabileceğini, başkalarının da ancak figüran olabileceklerini hissederler, hatta inanırlar. Bizim siyasî hayatımızda birçok vaka geçmiştir. Ne bileyim, Baas rejimine karşı öğrenci boykotu olmuş, gizli teşkilatlar kurulmuş, partiler kurulmuş, siyasî görüşmeler olmuş ve dünya çapında bu davayı bir yere getirme çabaları hep hâsıl olmuştur. Bazı dostlar gerçekten bütün bunlara katılmış ve uğraş vermiştir. Ancak bu kulvarda koştuğunda sağına ve soluna bakmamış olduğu için, hep önüne bakmış olduğu için kulvarda başka koşanların da mevcut olduğu gerçeğini kavrayamamıştır. Onun için dost ve yarân meclislerinde, hep Ben, diye başlayan cümleler kurarak, biz veya bizler demeyi kendisine bir haksızlık olarak görebilmiştir. Sebep belli, çünkü özseverlik onun vücudunu sarmış ve götürmüştür. Makale veya kitap yazmak ister, ancak esas öğütün kendi kitabında olduğunu, başkalarının zaten boşuna kendilerini yorduklarını içten inanarak belki onların zavallılığına da acır. Ne demiştik bir zamanlar: “Böyle bir kişi ara sıra hayallere de kapılır. Kendisinin eşi gelmemiş bir önder, bir komutan olduğunu zanneder ve buna kendisini de inandırır. Başkalarının zamanında kendi emrinde çalıştığını ve önünde saf bağladıklarını hayal eder. Buna inandığı için yeni nesillerin de vefasızlığından yakınır. O, artık kafasında komplo teorileri üretir, bütün güçlerin, davayı kurtarmak için yaratılmış olduğunu bildikleri için kendisi aleyhine birleştiklerine kalıbını basar.” Bilim çevreleri diyor ki narsist insan, kendi seviyesinin üstündeki insanlara saygı duyabilir. Çünkü onlarla ilişki kurmada çıkarı vardır. Onlar kendisine yardımcı olabilirler ve kendisini seviyelerine çekebilirler. Ancak kendi seviyesindeki veya daha aşağıda olanları yok sayar, küçümser ve aşağılar. Kendisinin özel olduğunu hissettiği için herkesten daha fazla hakkı olduğunu zanneder. Bu beklentisi gerçekleşmeyince afallar, etrafına nefret saçar. İşin ilginç tarafı, toplumun bazı çevreleri bunlara hayranlık duyar ve doğru söylediklerini zannederler. Aksi ortaya çıkınca yavaş yavaş çevrelerinden uzaklaşırlar, o zaman bu gibi insanın öfkesi daha çok artar ve haksızlığa uğradığından emin olur. Aslında bu gibi insanların yanında herhangi bireysel bir başarıdan bahsetmemek gerekir. Çünkü bu gibi insanlar ondan çok rahatsız olurlar, bir yerde başarı ve üstünlük varsa sadece kendilerinde olmalıdır, böyle düşünürler gayet tabii. Aman dikkat, bir de bu sıkıntılarla uğraşmayalım. ACI BİR KAYIP NEZİR KIRDAR Kerkük Vakfı, Türkmen toplumunun değerli evladı Nezir Kırdar’ın 4 Nisan 2020 tarihindeki vefat haberini büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyor. Kerkük’ün tanınmış Kırdar ailesine mensup olan rahmetli, Irak’ta kraliyet dönemindeki son parlamentonun hayatta kalan son üyesi idi. Saygın bir iş ve siyaset adamı olan Kırdar, Irak’ta ve Türkiye’de aydın ve entelektüel çevrelerce tanınmış bir şahsiyetti. Birçok devlet adamı tarafından kabul gören Kırdar siyaset, kültür, sanayi ve iş dünyasınca her zaman saygı duyulan bir kişiliğe sahipti. İş ve siyaset dünyasında yaşadıklarını ve birçok konularındaki görüşlerini kaleme aldığı anılar kitabında dile getirmiştir. Seçkin, faziletli ve aydın bir kişi olarak Kırdar, birçok gazete ve televizyon kanalları medya organlarında görüş ve düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmış ufuk sahibi bir şahsiyetti. Vefatı büyük bir boşluk yaratan Kırdar’a yüce Allah’tan rahmet, aile bireylerine ve yakınlarına sabır ve metanet diliyoruz. Mekânı Cennet olsun. Kerkük Vakfı