Buradasınız

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden Hazırlıyan Nazım Terzioğlu Salah Nevres Irak Türkmen çağdaş şiirinin öncü şairlerinden biri olan Salah Nevres (Kerkük, 1941), hem hece vezni hem de serbest sitilde yazdığı şiirleriyle büyük bir beğeni kazanmıştır. Aynada Zaman (1972), Uzaktan Geliyorum (1980) Pencere (1989) ve Vatan Bende Yaşıyor (2010) adlı eserlerinde şiirlerini toplayan Nevres’in şiir uğraşı dışında yerli ağızla piyesler yazmış ve besteler yapmıştır. 1969 yılında doğum sırasında eşini ve çocuğunu kaybetmesinden şair derin bir üzüntü yaşamıştır. Bu acı olay, sanat anlayışı ve şiirleri üzerinde de büyük bir etki yapmıştır. Şair, Türkmen toplumunun başına gelen felaketleri ve kendi acılarının tazeliğini Gazi Nakip’in şiir defterinde yazdığı takdim yazısı ve şiirlerin seçiminde de kolaylıkla hissettiriyor. Gazi’ciğim, Ne yazayım bilmiyorum. Çünkü hatıra yalnız kâğıt üzerinde yazıldığı zaman çok gülünç oluyor. Yeter ki bir zamanlar beraber geçirdiğimiz mutlu veya kederli demler hâlâ da tütüyor gözlerimde. Gazi’ciğim, bu günler hep gamlıyım.. Artık hayata olduğu gibi değil da netice itibarıyla bakmaya başladım. Hoşça kal Kardeşiniz Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Marş Ey esaret örsüne halsiz yaslanan varlık Şahlan bir tokat indir güneşin suratına Şaklat kırbacı şaklat yırtılsın bu karanlık Bahşet kanını coşsun sevgili yurt adına İrkilme sakın hakka sapan başını dik tut Sık pençeni azmet ey azat oğlu esir Emret ozana çalsın şüheda şarkısını Ne ateş sence revandır ne demir sence demir Dinlet ta cihan duysun sesinin yankısını İrkilme sakın hakka sapan başını dik tut Ey Oğuz nesli ulus silkin hürriyete er Haykır naranı haykır yüce Tanrı namına Bunalan bayrağını ta hür bir rüzgâra ser Kurtar yoksa veda et ömrün son akşamına İrkilme sakın hakka sapan başını dik tut Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Feryat Şakladı zulmün kırbacı indi bitkin sırtımıza Haçla orağın gölgesi düştü bizim yurdumuza Hemen hemen birdenbire hazan çöktü ömrümüze Ne gül kaldı ne gülistan dal sarardı eyvah eyvah Kanlı bir el gölge saldı gün karardı eyvah eyvah On Dört Temmuz On Dört Temmuz Bin Dokuz Yüz Elli Dokuz Şehit marşını çalıyor yedi ozan yedi kopuz Nerde Özbek nerde Uygur nerde Kazan nerde Oğuz Bir de Türkmen toprağına kan veriyor eyvah eyvah Birbirinin ardı sıra can veriyor eyvah eyvah Öz derdimizle dümüktük geldi ölüm çattı bize Kancık kadar kurşununu gözetledi attı bize Ucuz düşük ağusunu pahalıya sattı bize Buket buket bir bereket saldı gitti eyvah eyvah Sanki bizi Nuh Tufanı aldı gitti eyvah eyvah Ölüm hakmış doğru ama paslı döndü saf niyetler Bağrımızı hırpaladı kızıl domuz kızıl itler Vatan vatan diye diye şehit düştü koç yiğitler Sokak sokak sürüklendi temiz canlar eyvah eyvah Sustu üç gün gamlı gamlı hak ezanlar eyvah eyvah Bu virane bağ bahçeler bu darmadağın otaklar Bu gurbete yanan ağlar odun ağlar ta od ağlar Bizde iki od tutuştu bir bu yakar bir od dağlar Aktı gitti baht yıldızı göğümüzden eyvah eyvah Aldı bizi gurbet eller kökümüzden eyvah eyvah Havar havar Tanrım havar ırkım havar yurdum havar Bir utansın ehl-i hilal haç taşıyor kanlım havar Yaylalarım gömüt doldu can harcıyor canlım havar Bu baharsız yaşayışın güzündeyiz eyvah eyvah Bu kapkara bahtımızın izindeyiz eyvah eyvah İnledi bir yetim varlık yüz çevirdi kuzeylere Ne bir umut ne bir medet yokmuş meğer üveylere Al canavar elde orak daldı kızıl halaylara Ana toprak bağır açtı biz atladık eyvah eyvah Kara gurbet pazarında kul satıldık eyvah eyvah Şakladı zulmün kırbacı indi bitkin sırtımıza Haçla orağın gölgesi düştü bizim yurdumuza Hemen hemen birdenbire hazan çöktü ömrümüze Ne gül kaldı ne gülistan dal sarardı eyvah eyvah Kanlı bir el gölge saldı gün karardı eyvah eyvah Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Babagurgur Ey sırrımı saklayan tarihin meşalesi Ey tükenmez baharın bizde solmaz lâlesi Sen ey Ayla Yıldızın ulvî pembe halesi Pembe pembe yaldızla gözlerimin yaşını Yansıt ey Babagurgur içimin ateşini Sensiz viranemizde yarasalar üşüşür Yanarken de gönlümüz fitil fitil tutuşur Bizde gâh kumru ağlar gâh baykuşlar ötüşür Gâh bakarsın bir ozan geçmişten tele çalar Bunalır Babagurgur duman duman saç yolar Maziden yegâne iz hep sensin ilimizde Dört hecelik adınla ahenksin dilimizde Ne kalem var ne kılıç ne de mum elimizde Tasalar hissettirir acı gerçeğimizi Tanıt ey Babagurgur bize benliğimizi Sen yurdumun yüreği sen azatlık feneri Saç nurunu kucakla Mendeli Telafer’i Yıldırım gibi kolla kuzeydeki minberi Söyle Kerkük secdede gurbet namazgâhında Şahit ol Babagurgur bu tarih günahında Sen ey ulu abide sen ey mukaddes nişan Sen ey pembe mehtabı karanlığımı aşan Ben yanıyorum sen de yan perişan perişan Yak beni yandır beni niyaz için mum gibi Aşkın ey Babagurgur üstümde zulüm gibi Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Saçmalama Orak biçer Haç yırtar Hilal ağlar Birleşmiş Milletler gebedir doğar Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Yalnızlık Ülkesinde Güneş ufuktan kayar da hani Babagurgur’un Yağmursuz tarlalara serdiği pembelikler Heykel heykel dikilir Ve karanlık irkilir Gurbetlerin kalbine dolar Metelerin Rahmet tanrıçası kadar ulu Hasa’nın bağrında dikili Hazin bir yadigâr vardır Taş Köprü’den Tanrımın can verdiği yer Dünlerin son hatırası Nakışlı Minare’de yanıklı bir dua Yavaş yavaş doluyor gönüllere Gurbetlerin göğsünde iman tomurcuklanıyor Ben de gariplerle Dizüstü çöküyorum odamda Ve bir dua ilişiyor dilimin ucuna Bakakalıyorum belirsiz bir noktaya Sessiz karanlık içinde Tan yeri ağrıyor Od düşüyor uykusuz gözlerime Yine de uyanıyorum hakikate Kilisenin çanları Hızlı hızlı çalıyor Delice koşuyorum ıssız caddelerde Kimsesiz Yalnız Büyük çarşı kapalı İniyorum aşağı Yakıcı sesler duyuyorum Kirpiklerimde iki damla sıcak yaş Demir kafes içinde uyuyan dostlarıma koşuyorum Azatlığın yeşerdiği bahçelerde Orası yurdumun hazin bir bucağı Orası toprak ananın kucağı Orası şehit mezarlığı İki gamlı ihtiyar Sakalları tarumar Ellerinde balta kürek Tanrıya kapı açıyorlar Hangi mesut içindir bu? Sorunca Birisi ah ederek Ne yazık ki benim için değil! diye Cevap veriyor Kötümser bir adam Kötümser Bu çocukluk arkadaşımdı işte Demir kafes içinde asılı resmine bakıyorum Melekler kadar dalgın Tutsak bir şahin gibi bakıyor gözlerime Gençliği lanet okuyor insan zulmüne Heyecandan titriyorum Göğsüm kabarıyor Şimşek düşüyor gözlerime Dudaklarım bir şeyler kımıldıyor ısrarla Bir şeyler vaat ediyorum Burası yurdumun hazin bir bucağı Burası toprak ananın kucağı Burası şehit mezarlığı Güneş yine sessizce kaymadadır Babagurgur öfkesinden kükremede Nakışlı Minare’de içli bir dua Ve ince bir hilal Beliriyor ufkun son bitiminde Ben Binlerce ben Bağrımızda taş Gözümüzde yaş Dalıyoruz ıssız mabetlerimize Sessiz Yavaş yavaş Salah Nevres Kerkük 16.1.1970 Biz Biz biz olsak Nemize yetmez Bir gün Biz biz olsak Rıza Nur’un haykırışıyla o da haykırıyor: Ya rabbi, Namussuz Bir tek Türk yaratacağına, dünyayı yık daha iyi. Türkü daima uyanık yap. Türk, Türk için, namus için, şeref için ölüme düşünmeden atılsın. İşte onun mesajlarını özleyenler, Var mı başka diyecek?

Yazar: 

Nazım Terzioğlu