Buradasınız

Sembolizme Dair

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Sembolizme Dair Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Niye Semboller? Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sayın Erşat Salihî’nin bazı Türkmen Haşd Şaabi kuvvetlerini ziyareti sırasında gençlerle birlikte bozkurt işareti yapmışlar ve Türkmen halkını selamlamışlar; bunun üzerine de bir Kürt siyasî partisi yanlısı olan Rudaw tv bunu bir haber yaparak Kerkük’ün Kürt ve Arap milletvekillerini kışkırtarak konuyu bölücülük girdabına çekmek istemiştir. Aslında Kürt ve Arap milletvekillerinin verdikleri demeçlerde de "Irak halkı arasında ayrımcılık yapan ve parçalanmaya neden olan bu tür tavırlar kabul edilemez. Biz Irak'ın coğrafi birliğini savunuyoruz" ve “Toplumsal barışa hizmet etmeyen, bir arada yaşama kültürüne saygı göstermeyen ve kışkırtıcılığa neden olan yaklaşımları reddediyoruz” gibi yuvarlak yorumlar yapılmıştır. Belli ki mahut gazetenin muhabiri onları kışkırtmaya yeltenmiştir, onlar da buna alet olmuşlardır. Çünkü 2003 yılından beri Türkmenlerin siyasi figürleri dahil büyük bir kesimi bozkurt işaretini yaparak halkı selamlamakta oldukları halde, bugün bunun bir sansasyon kaynağı yapılması tuhaf değil, kasıtlıdır. Ancak ‘be’si yok’ demek lazım. Bu yorumları, onların cehaletine demeyelim de, bilgisizliklerine yoralım ve esas Türkmen aydınını bu konuda sorumlu tutalım. Demek ki Türkmen aydını bugüne kadar birlikte yaşadıkları Kürt ve Arap vatandaşlarını Bozkurt’un bir siyasî sembol değil, Türkmenlerin de ortak oldukları eski Türk efsanelerinde var olan bir sembol olduğunu anlatamamışlar veya anlatma fırsatı bulamamışlardır. Onun için de bozkurt, bugün böyle istismar edilerek eleştiri konusu, hatta bölücülük olarak değerlendirilebiliyor. İşin Aslı Belki Bozkurt işaretini yapan bazı Türkmen gençleri de Bozkurt’un ne olduğunu ve nasıl sembolleştiğini bilmeyebilir. Dünyada birçok köklü milletin hayvanlara atfen sembolleri ve tarihlerine kaynaklık eden mitolojik efsaneleri vardır. ABD’nin beyaz başlı kartalı, Fransızların horozu, İngilizlerin aslanı, Rusların ayısı, İspanyolların boğası, Çinlilerin pandası, Hintlilerin kaplanı ve Türklerin de bozkurdu tarihî sembolleridir. Bu sembollerin bir kısmı genelde o milletin mitolojisini oluşturan destanlarında da yer alır. Mesela Türklerde Bozkurt Destanı ile Ergenekon Destanı bunlardan ikisidir. Bu iki destanı kısaca anlatalım. Bozkurt Destanına göre düşman askerleri Türklere ansızın saldırır ve bütün erleri (askerleri) kılıçtan geçirerek öldürür. Bu kıyımdan sadece 10 yaşlarında bir oğlan sağ kalır, onun da kollarını kesip kendi kaderine terk ederler. Orada bir dişi bozkurt çocuğu etle besler. Çocuk ergenlik çağına gelince bu dişi bozkurtla evlenir ve Türkler bozkurttan doğarak yeniden çoğalır. Ergenekon Destanı ise bir Göktürk destanı olup, daha sonraları ortaya çıkmıştır. Destan, komşuları tarafından tuzak kurularak yok edilen Türklerden geriye kalan birkaç kişi saklanmak için dağlık bir alanda yol araması ile başlar. Dağların arasında gizlenmiş bir ova bulan Türkler, ovaya yerleşir ve çoğalır. Yüzyıllar sonra oraya sığmaz hale gelince, çıkmak isterler. Ancak çıkışı bulamazlar. Bunun üzerine çevredeki dağların demir madeninden yapıldığını fark ederler ve demiri eriterek çıkmaya çalışırlar. Çıkışta kendilerine Börteçine adında erkek bir bozkurt rehberlik eder. Türklerin, 840 yılında kurdukları Karahanlı Devleti sırasında Müslümanlığı kabul etmelerinden sonra da bozkurt, sembol olarak kalmıştır. Keza Selçuklu devletinde de bu gelenek devam etmiştir. Bozkurt, aslında Moğollar tarafından da kutsanan bir semboldür. Irak Selçuklularının dağılmasından sonra Erbil’de bir Beylik kuran Muzafferüddin Gökbörü (1154-1233) bozkurdu kutsal görmüş olacak ki, Gökbörü lakabını kullanmıştır. Bilindiği gibi gökbörü, bozkurtun bir diğer adıdır. Nitekim bugün Kazak ve Kırgız Türkleri yani Kıpçaklar, hâlâ bozkurda, gökbörü demektedirler. Sıradan kurda da kasgır diyorlar. Gökbörü kutsal addedilirken kasgırın bir diğer adın canavar olup, koyun sürülerine saldırılarını önlemek için çoban köpekleri yanında kartal beslediklerini görüyoruz. Buradan da anlıyoruz ki Irak’ta yaşayan Türkler gökbörüyü yani bozkurdu, Anadolu Türklerinden hem daha önce hem de daha çok benimsemişlerdir. Türkiye’de Bozkurt Rudaw tv’nin bu haberi yapmakla esas niyetinin Türkmenleri Türkiye’de faaliyet gösteren MHP ile Ülkücü harekete bağlamak olduğu aşikârdır. Buna da yine ‘be’si yok’ diyebiliriz. Çünkü Milliyetçi Hareket Parti ve Ülkü Ocakları da aynı mantıktan hareketle bu sembolü seçmişlerdir. Bundan bir mana çıkarmak abestir. Kaldı ki MHP ve Ülkücü hareket bozkurdu altmışlı yılların sonunda sembol olarak seçerken, daha önce 1912 yılında kurulan Türk Ocakları da bozkurdu amblem olarak seçmiş ve bütün Türk dünyasını kucaklayan bu kültür ocağında Haşim Nahit Erbil, Nazım Neftçi ve Mehmet Rasih Öztürkmen gibi Türkmenler de faaliyet göstermişler ve ocağın yayın organı olan Türk Yurdu’nda yayın yapmışlardır. Buna ilave olarak 1927 yılında Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası da beş liralık kâğıt paranın üstüne yine bozkurt sembolü koymuştur. Bunun bir başka tezahürünü Kazakistan’da görüyoruz. Kazakistan Merkez Bankası hatıra parası olarak 2017 yılında gökbörü adı ile gümüş para basmış ve özel devlet adamlarına göndermiştir. İşin ilginç tarafı Kazakistan Devleti’nin seçtiği bozkurt figürü, Türk Ocağı’nın 1912 yılında seçtiği amblemin aynısıdır. Sonuç Bütün bu anlatımlar ve deliller bize gösteriyor ki bozkurt veya gökbörü figüründen siyasî bir malzeme çıkarıp, Sayın Erşat Salihi’yi ve Türkmen gençlerini Türkiye’nin belli bir partisine mal ettirmek kötü niyetli ve kasıtlı bir eylemdir. Türkmen siyasetçisi, aydını ve özellikle gençliği uyanık ve müteyakkız olmalıdır. Bu gibi suçlamalar ve çamur atmalara karşı hazırlıklı ve bilgi ile mücehhez olunmalı ki yeri geldiğinde hemen cevap verilebilmeli, kötü niyetli ve kasıtlı olan ithamlar anında bertaraf edilebilinmelidir. Bunu yaparken de elbette medeni bir üslup kullanılmalı ve itham eden mercilerin kanallarını kullanarak o medyanın hitap ettiği kesime ulaşmaya çalışılmalıdır.

Yazar: 

Mahir Nakip