Merhaba...

1997 yılında kurmuş olduğumuz KERKÜK VAKFI inandığımız davanın hizmetinde ilkelerimizin kurumsallaştığı bir yuva olarak düşünülmüştür. Bu Vakıf, her zaman insana dönük faaliyetlerin yapılacağı ve kalıcı hizmetlerin programlanacağı bir dava ve kültür ocağı kimliğiyle bir platform görevini üstlenmektedir.
Biz herkese ve her kesime eşit mesafede olup doğruların savunucusu olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu doğrultuda da Irak Türkmenlerinin davası ve geleceği için çalışma kulvarında öncü olup herkesi kucaklayan bir konumda olacağız.
Yıllardır yayınladığımız KARDAŞLIK dergisinin yanında üç lisanda onlarca esere imza atan bu kuruluş herkesi hizmete çağırıyor. Yolumuzdan şaşmadan ve ilkelerimizden taviz vermeden bu yolun yolcusuyuz ve öyle de kalacağız.
Herkese merhaba.

   Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı
 


Kerkük Vakfı’nın Karabağ Zaferiyle İlgili Bildirisidir

Kerkük Vakfı izzettin Kerkük Kültür ve Araştırma Vakfı Kerkük Vakfı’nın Karabağ Zaferiyle İlgili Bildirisidir 28 yıl önce haksız bir şekilde ve insanlık dışı bir vahşetle Azerbaycan’ın ayrılmaz parçası Karabağ’ı işgal eden Ermeni güçleri, yüzlerce masum Azerbaycanlı kardeşimizi şehit etmiş ve yüz binlercesini de ezeli toprağını terk etmeye zorlamıştı. Dirayetli ve azimli Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde, Ermenilerin yeni saldırıları püskürtülmüş, Türkiye’nin desteği ve bütün Türk milletinin dualarıyla kahraman Azerbaycan ordusu, toplam 78 yerleşim yerini düşman işgalinden kurtarmayı başarmıştır. İşgal sırasında Irak Türkmenleri ne kadar üzülmüşse, Azerbaycanlı Mehmetçiğin elde ettiği zafer de Irak’ta yaşayan bütün Türkmenleri o kadar mutlu etmiştir. Irak Türkmenleri her zamanki kadar Azerbaycanlı soydaşlarının yanında yer almaktan şeref ve gurur duyar.

Kerkük Vakfından Bir Çağr

Kerkük Vakfından Bir Çağr
Kerkük Vakfından Bir Çağrı
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.
Irak’ta Mustafa Kazimi hükümetinin kuruluşu sırasında bazı mihrakların Türkmen halkına karşı olan plan ve yönelişleri açıkça belli olmuş, Irak Türkmenlerinin siyasî karar mekanizmasından dışlanması emelleri açığa vurulmuştur. Irak Millet Meclisinin kararları ve Irak Anayasası’nın, açıkça üçüncü kurucu unsur olduklarını açıklayan kabullere rağmen bu haksız tutumlar kabul edilemez.

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

İzzettin Kerkük Ağabeyimizi Anıyoruz

3 Mayıs 2014 tarihinde hakka yürüyen Vakfımızın Kurucu Başkanı, Türk sevdalısı, Kerkük ve Türkmeneli hayranı, büyüğümüz, ağabeyimiz ve ülküdaşımız İzzettin Kerkük’ü vefatının altıncı yıl dönümünde rahmetle anıyoruz.

Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

Kerkük Vakfı Genel Sekreteri Prof. Dr. Suphi Saatçı Kerkükte Türkmen Oçağında seminer verdi

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KERKÜK'TE TÜRKMEN KARDAŞLIK OÇAĞINI ZİYERET ETTİ

31-12-2019 salı Kerkük vakfı başkanı değerli abimiz ERŞAT HÜRMÜZLÜ Kerkük Türkmen Kardaşlık Ocağı nı zieyaret ederek bizleri onurlandırdı . ERŞAT HÜRMÜZLÜ ABİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER 2019 yılının son aylarında KERKÜK TÜRKMEN KARDAŞLIK OCAĞI KÜTÜPHANESİNE DEVR EDİLEN ŞEHİT DOÇ.DR.NECDET KOÇAK KİTAPLARINI İNCELEDİ ,BU KARARIN ÇOK İSABETLİ OLDUĞUNU BELİRTEREK EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLERİNİ SUNDU

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KEKÜKTE IRAK TÜRÜKMEN CEPHESİNİ ZİYARET ETTİ

Editör’den Bağdat ile Erbil Arasındaki Gerginlik Nereye Kadar?

Editör’den
Bağdat ile Erbil Arasındaki Gerginlik Nereye Kadar?

Irak’ın 2003 yılında uğradığı işgalden beri, eriştiğimiz Ağustos 2022 tarihine kadar, ülkede maalesef istikrarlı ve güven verici bir devlet otoritesi sağlanamamıştır. Bu bakımdan hem siyasî kuruluşlar hem kamuoyu, bugüne kadar ülke yönetimini içine düştüğü krizden çıkaracak bir yol bulamamıştır. Irak’a direttirilen 2005 işgal anayasasının yol açtığı istikrarsızlık yüzünden, demokratik seçimlerin sonuçları bile, etnik ve mezhepsel paylaşımların önünü kesememiştir. İşin en komik tarafı seçim sonuçları ne olursa olsun, Irak Cumhurbaşkanı Kürtlerden, Başbakan Şii Araplardan, Meclis Başkanı da Sünni Araplardan olacaktır. Bu neden böyledir diye sorulursa bunun resmî bir cevabı yoktur. Ancak yapılan gayriresmî yorumlara göre, perde arkasında pazarlıkları düzenleyen emperyal güçlerin varlığıdır, deniliyor.

Hatırlanacağı üzere Irak’ın yaşadığı en büyük handikap, Bağdat ile Erbil arasında yaşanan ihtilaftır. Bu anlaşmazlık ne yazık ki yıllardır ülkeye çok pahalıya mal olmuştur. Bu yazıda sorun etraflıca ele alınmıştır.

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile Bağdat arasındaki anlaşmazlıklar uzun yıllardan beri hep sürmüştür. Bu anlaşmazlıklar bazen biraz yumuşar gibi görünse bile hiçbir zaman giderilememiştir. Bazen de şiddetlenerek krize dönüşen bu anlaşmazlık, galiba büyük devletlerin baskı ve müdahalesi ile nispeten yatışır olmuştur.

Hatırlanacağı üzere 25 Eylül 2017 tarihinde Kerkük Vilayetini de içine alacak bir referandum yapılması, iki taraf arasında büyük bir siyasî kriz yaşanmasına yol açmıştı. Kuzey Bölgesi yönetimi referandum kararını Bağdat hükümetinin itirazlarına rağmen tek taraflı olarak almıştı. Buna karşı çıkan Bağdat yönetiminden başka bölgedeki komşu ve komşu olmayan devletler de Bağdat yönetiminin yanında yer almış ve Kuzey bölgesi yönetimini bu karardan vazgeçmesi için uyarmışlardı.

Mesud Barzani, Temmuz 2014 tarihinde yaptığı bir açıklamada bağımsızlığın bölge halkının doğal hakkı olduğunu, bundan asla vazgeçmeyecekleri ifadelerini kullanmıştı. Ancak referandum, 2014 yılında Musul'u ele geçiren Irak ve Şam İslam Devleti'nden (IŞİD) geri alınması için yürütülen Kuzey Irak Taarruzu ve IŞİD tehdidinin bertaraf edilmesi nedeniyle defalarca ertelenmişti.

Barzani, Ocak 2016'da Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamentosu'ndaki parti temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, bağımsızlık için referandum komisyonu kurulmasını kararlaştırdıklarını belirtti. Yapılacak referandumun 2016 Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimlerinden önce yapılması planlanmaktaydı, ancak IŞİD’in Musul ve Kerkük'e saldırıları, Goran Hareketi ve bazı muhalefet partileriyle KDP arasındaki siyasi anlaşmazlıklar referandum sürecini erteledi.

Mart 2017'de Barzani, BM Genel Sekreteri António Guterres ile Erbil'de görüşmesinin ardından, kendi kaderini tayin haklarının yakın zamanda Birleşmiş Milletler gözetiminde kullanılacağını duyurdu. Nisan 2017'de ise referandum sürecinin başlatılması gerektiği vurgulandı. Ardından 7 Haziran 2017'de aralarında Kürdistan Demokrat Partisi, Kürdistan Yurtseverler Birliği, Kürdistan İslam Partisi, Kürdistan Komünist Partisi (Irak), Kürdistan Emekçi Partisi ve daha birçok siyasî örgütün desteği ile Barzani, 25 Eylül 2017'de bağımsızlık referandumunun düzenleneceğinin onaylandığı bir toplantı yaptı.

Bize Göre Süper Milliyetçi Yoktur

Bize Göre
Süper Milliyetçi Yoktur

Hayallerini gelecekte değil, geçmişte arayanlar vardır. Zamanımızda da buna benzer sunumlarla karşılaşıyoruz. Halbuki milliyetçiyim diyen bir kimse, milletin değerlerini yükseltmek için çalışın insan olmalı, geleceği düşünerek adımlarını atmalıdır.
Bazen aklınızda şüphe uyandıran bazı konularda bir doğru görüşü aramak, bir bilene sormak ihtiyacı geçer içinizden. Ancak asıl fetva veren kimse, bilmiyorum diyendir.
Her şeyi bilen, her konuda süper olduğunu sanan insanlarımız vardır elbette. Onlar kendilerini süper vatandaş kabul ederler. Halbuki süper vatandaş da yoktur. Süper Milliyetçi de yoktur.
Neden biliyor musunuz? Çünkü bir çiçekle bahar olmaz. Başkasının fikrinden faydalnmayan, en iyisini ben bilirim diyenlerden de korkmalıyız dostlar.
Bir İran atasözü vardır, oralarda çok söylenir: Sen istediğin şeyi ekebilirsin, serbestsin o konuda. Ancak sadece ektiğinin mahsulünü alabilirsin. Her şeyi hasatları içinde görmek isteyenlere ithaf olsun.
Zaman zaman bize de soruyorlar. Sizin çizginizde yelken açanlar kimdir, ne istiyorlar?
İşte söylüyoruz:
- Biz kimiz?
- Ne İstiyoruz?
- Nasıl hareket ediyoruz?
Biz bir davaya inandık. Bu dava için ve Türkmen Ülküsünü yaşatmak için toplumumuzla şu konuları paylaştık. Bu fikirlere inanan ve benimseyen insanlar dostumuzdur, yol arkadaşımızdır.
- Biz, yani bu f

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden VATAN MİLLET VE DEVLET Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Kısa Tanımlar Milletlerin veya devletlerin tarihî seyri içerisinde vatan, millet ve devlet tanımları farklı olabilir. Her üçü de kutsal ve dokunulmazdır. En eski oluşu

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden VATAN MİLLET VE DEVLET Mahir Nakip mnakip@yahoo.com Kısa Tanımlar Milletlerin veya devletlerin tarihî seyri içerisinde vatan, millet ve devlet tanımları farklı olabilir. Her üçü de kutsal ve dokunulmazdır. En eski oluşum millettir; yani milli varlıktır. Milli varlığın temeli de milli kültürde saklıdır. Millet olmadan ne vatan ne de devlet olur. Başka bir ifadeyle, millet olunmadan ne devlet ne de bir vatana sahip olunabilir. ABD bunun belki ayrıcalıklı bir istisnası sayılabilir. Ama hemen hemen birçok devletin temel harcını bir millet kurmuştur. Demek ki esas olan millet olup onun yani millet şuurunun oluşumuyla da vatan belirlenir ve devlet de o vatan toprakları üzerine inşa edilir. Atatürk’ün dediği gibi ¨Mevzubahis vatansa gerisi teferruattır¨. Bir aile için ev ve bark neyse, bir millet için de vatan odur. Vatansız millet derbederdir, zevale mahkumdur. Devlet ise vatan mefhumunun ete ve kemiğe bürünmesidir; yani mananın maddeye, coğrafyanın tüzel varlığa dönüşmesidir. Biz burada vatanla devlet arasında bir Türkmen kimliği oluşturmaya çalışacağız. Vatan ve Devlet Vatanla devlet arasında çok sayıda felsefî ve siyasi bağ kurulabilir. Şöyle ki, vatanın yeri gönülde, devletin yeri ise akıldadır. Vatan bir coğrafyadır ama devlet siyasi sınırlardır. Vatan değişmez bir ülküdür, fakat devlet değişebildiği gibi gelişe de bilir. Vatan bakidir öte yandan devlet zail olabilir. Vatan bir Kızılelma, devletse erktir ve kızıl elmaya erişim vasıtasıdır. Özetlemek gerekirse, vatan toprak, devletse bayraktır. Devlet koruyucu, güvenliği sağlayıcı ve müesseseleri yönetme mekanizmasıdır. Devlet, bir milletin mirası olan milli kültürü de koruyup geliştirmekle mükelleftir. Devlet zayıflarsa milli kültür büzülür, daha da zayıflarsa vatan küçülebilir. Onun için Osmanlılar devleti, ebed-müddet olarak telakki etmişlerdir. Bir toprak uğruna mücadele edilmedikçe veya kan dökülmedikçe vatan olmaz, bir vatan toprağında yaşayan insanlar da hak etmedikçe devlet olamazlar. Biz Türkmenler, Irak devletinin toprakları içinde yaşayan bir Türk halkıyız. Ama Irak Devleti siyasi birlik ve beraberlik içinde temel taşlarını oluşturmadığından, bizim için vatan kavramı, devletin önüne geçmiş görünüyor. Yani Türkmen halkının temel görevi milli varlığını ve vatan edindikleri toprak ve şehirleri korumak ve geliştirmektir. Şüphesiz ki Irak devletinin vatandaşlarıyız, kanun ve düzenlemelerine harfiyen uyar, bölünmemesi için gayret sarf ederiz. Ancak devlet, âdil, insaflı, vicdanlı, hak ve hukuka riayetkâr olmadıkça Türkmenleri kucaklama ihtimali yoktur. Kaldı ki Irak devletinin ana unsuru olan Arapların bu topraklar için (mesela İngilizlere karşı) kan dökerek bir zafer kazanmışlıkları söz konusu değildir. Bu bakımdan (Onun için) Türkmenler için Irak devleti, Türkmeneli dediğimiz ve vatan kabul ettiğimiz coğrafyadan daha değerli değildir. Irak devleti hak ve hukukumuzu verdiği ve sağladığı sürece devletimizdir. Buna mukabil Irak devletinin yasalarına mutlak saygılıyız, temel ilke ve umdelerine bağlıyız. Irak Devletinin birlik ve beraberliğine halel getirecek bir eylemde bulunmamız asla söz konusu değildir, olmayacaktır. 21. Asırda Irak Gerçeği 21. Asır, 20. Asırdan daha huzurlu geçmiyor. Savaşlar, çatışmalar, ihtilaller, ihlaller, işgaller ve milletler arası çekişmeler bütün şiddetiyle devam ediyor. Ortadoğu’da ve bahusus Irak’ta bir devlet çatısı altında Türk olarak yaşamak ve milli kültürü koruyabilmek oldukça zordur; Irak’ta ise daha da zordur. Kimisi Türkmen’in coğrafyasını ve şehirlerini yutmak istiyor, kimisi de Türkmen’i mezhep bağlamında bölmek istiyor. Ama devlet olarak Irak adeta köpük veya pamuk tozu gibi uçuşup kaybolmaktadır. Devlet vasfını temsil eden bütün değerleri yağmalanıyor, tüketilmek ve tükenmek üzeredir. Yani Irak devletinden bahsetmek giderek zorlaşıyor. Düşünün 10 Ekim’de seçimler bitmiş ve sonuçlanmış ancak dokuz ay geçtiği halde ne cumhurbaşkanı seçilebilmiş ne de bir hükümet kurulabilmiştir. Tek kelimeyle maskaralık. Böyle bir devletin geleceğine, hukukuna, siyasetçisine ve hatta kurumlarına itimat etmek ya da güvenmek mümkün mü? Ez cümle Türkmen halkı veya Türkmen siyasetçisi çatırdayan Irak devletini tek başlarına kurtarabilecek bir durumları yoktur; olamaz. Hal böyle olunca, topyekûn Türkmenler öze dönüp kendi evlerinin içini tertiplemeleri gerekiyor. Siyasî ve bütün sivil kuruluşlar aktif bir şekilde kendini ıslah etmeli ve güçlendirmelidir. Toplumun fertleri arasında yardımlaşma ve dayanışma sürekli vurgulanmalı ve işlenmelidir. Irak’ta eğitim ne kadar kötü olursa olsun, Türkmen eğitimi kalitesini bozmamalı, bilakis mümkün mertebe dünya standardına yükselmesi için gayret etmelidir. Sivil kuruluşları canhıraş çalışmalıdır. Medyası zenginleştirilmeli ve güçlendirmelidir. Kabiliyetli insanları ticarete ve yatırıma teşvik edilmelidir. Her Türkmen dünyada olup bitenleri ve gelişmeleri yakından takip etmelidir. Mümkün mertebe dünya ile entegre olmaya çalışılmalıdır. İhtilaflar bir kenara bırakılmalı ve özellikle mezhepsel ayrışmaya tamamen son verilmelidir. Türkmen bölge ve şehirleri arasında güçlü bağlar kurulmalı ve iş birlikleri yapılmalıdır. Felaha, ancak öze dönüşle erişilebilir.

Sayfalar

Kerkük Vakfı RSS beslemesine abone olun.