Buradasınız

Mehmet Ömer Kazancı

Gününü Şiire Veren Gücünü Şiirden Alan Şair Rıza Çolakoğlu

Gününü Şiire Veren Gücünü Şiirden Alan Şair Rıza Çolakoğlu Mehmet Ömer Kazancı 1993 yılında yazmış olduğum "Yarısı Sende Kaldı Yarısı Bende" şiirimi Nusret Merdan'a ve 1998 yılında yazmış olduğum "Bir Gün Gelir" şiirimi Rıza Çolakoğlu'na armağan etmiştim. Şiirleri, 2003 yılında kendi hesabıma yayımladığım "Bir Ömür Yetmiyor Ki" adlı kitabıma almıştım. Kitabı matbaaya vermeden önce, devletin o tarihlerdeki talimatına göre, sansürden onay almam gerekiyordu. Türkçe yazılan eserlerin sansürlüğünü Türkmen Kültür Müdürlüğü yapmaktaydı. Kitap, iki aydan sonra sansürden dönerken, beklenmedik iki talep ile dönmüştü. Birinci talepte, Rıza Çolakoğlu ile Nusret Merdan'a armağan ettiğim şiirlerden adlarının silinmesi, ikinci talepte ise, bazı, sözde dil yanlışlıklarının düzeltilmesi isteniyordu. Dil yanlışlıkları olarak gösterilen notları, doğru olmadıklarını kanıtlarla yanıtlayarak, tümü tümüne ret etmiştim. Oysa şiirlerden, armağan ettiğim dostlarımın adlarının silinmesini, haksız bir talep olarak gördüğümü bir dilekçeyle kitabın sansürüne, Kültür Müdürlüğü yoluyla bildirerek nedenini sormuştum. Cevap "gruplaşmaya neden olabileceği" şeklinde gelmişti. Günümüze kadar anlamadığım bu cevabın peşinden gitmek istemedim. Kitabın çıkmasının gecikmesine neden olabilir düşüncesiyle, hemen adların üstünü karalayarak matbaaya gönderdim. Zira ortalık çok karışıktı, ikinci Körfez savaşının belirtileri ufuklarda görünmeye başlamıştı. Kitap 2003'ün üçüncü ayı matbaadan cıkmış eleme değmişti, dördüncü ay savaş başlamıştı. Rıza Çolakoğlu'na armağan ettiğim şiir, Çoklakoğlu'nun dilinden yazılmıştır: Ozanım dediğimde Kaçıyorlar önümden Şiire kimse inanmıyor Şaşırıyorum neden *** Gözlerini, Haksızlığa yumanlar Ne yapsam açamıyor Anlamıyorum neden *** Siz bakmayın çocuklar Benim şaşkınlığıma Yürüyün bölük bölük Yürüyün alay alay Yürüyün ozanlığa Yürüyün insanlığa *** Bir gün gelir çocuklar Tüm dünya domuzuna Anlayacak şiir ne Katılacak it gibi Ozanların peşine *** Şiirin yazıldığı tarihlerde Çolakoğlu Yurt gazetesinde yayımladığı bir yazıda toplumdan bayağı şikâyetçi idi. Şiirlerini toplum için yazdığını, ancak bunu kimse gerektiği kadar değerlendirmediğini söyleyerek yakınıyordu: "toplum henüz beni anlamamış bir durumdadır. Zavallı bir topluma yakalanmışım ben. Acınacak bir topluma. Şiirimin ne olduğunu ve kimin için görevlendirildiğini hiç bir türlü kavramayan bir topluma. Şiirden vazgeçmedin mi?! Şiirde ne fayda var. Şiirin ardında ne hayır var diyorlar bana. Şiire materyalist bir açıdan bakıyorlar onlar. Özüm için kafamı kâğıtlara döküyorum sanıyorlar. Şiirimi, dinçliğimi ve hayatımı harcadığım, kendileri içindir, bilmiyorlar." Bu sözlerden etkilenerek, Çolakoğlu'nun doğru yolda olduğunu hatırlatmak ve ona "bir gün gelir" her kes şiire inanacak, şiirin kadrini kıymetini, şairlerin değerini bilecektir demek için "Bir Gün Gelir" şiirimi kaleme almış kendisine armağan etmiştim. Oysa sansür, nedense, o armağanı Çolakoğlu'na çok görmüştü. Rıza Çolakoğlu, Tela

Edebiyatın Büyük Kapısından Giren Küçük Yazar: İlâf Köprülü

Edebiyatın Büyük Kapısından Giren Küçük Yazar: İlâf Köprülü Mehmet Ömer KAZANCI “Kudde ile Konçuy” başlıklı bir hikâye vardır, okumuş musunuz bilmem? Okumayanlara şiddetle tavsiye ederim. “Kardaşlık” dergisinin 75. sayısında (2017) ve daha sonra Kardeş Kalemler dergisinin 136. sayısında (2018) yayınlanmıştır. Ben okuduktan sonra, sersem olmuş, başım dönmeye başlamıştı. Çağdaş hikâyeciliğin tüm unsurlarını içermesini bir yana bırakın, kurgu tarafı ağır basan destanî bir hikâye gibi görünse de, içerdiği simge ve göndermelerle bitmez tükenmez bir aşk hikâyesi, bizi, davamızı yakından ilgilendiren bir aşk hikâyesi. Hikâyede, tarihimizin önemli kahramanlarından biri olan ve Kudde adı verilen Kürşad, Ötüken yaylasında ava çıkmıştır. Ay yüzlü, güzel Koncuy adında bir kızla karşılaşır. İki genç ilk bakıştan birbirlerine gönül tutuştururlar. Orhun Irmağının kenarında gerçekleşen bir diğer karşılaşmada, iki genç sazlı ve sözlü olarak Kerkük’ün meşhur “men seni sevmişem allam allam” türküsüyle sevdalarını birbirlerine açıklar ve evlenirler. Tanrı dağlarında düğün dernek kurulur. Hikâye, Koncuy’un dilinden yazılan bir dize ile sona erer: “Sen gurbette Ötüken’de savaşan bir Kudde Ben Kerkük’ün küçük kızı ay yüzlü güzel Konçuy” Her bakımdan düşündürücü bir dize… Hikâye, iki sayfalık bir şey, fazla değil. Kim yazmıştır? Okumadan önce yazarın adına bakmış, fakat fazlaca önemsememiştim. Bitirince tekrardan baktım: Edgü Köprülü. Tanımadığım bir Türk yazarı olduğunu

RSS - Mehmet Ömer Kazancı beslemesine abone olun.