Buradasınız

Nazım TERZİOĞLU

Bir Kalem Erbabı Defterdar Erbilli Mehmet Latif Efendi II

İlk bölümde hayatı ele alınan Mehmet Latif Efendi’nin ne zaman şiir ve yazı yazmaya başladığı belli değildir. Ancak hayatı hikâyesinde de belirtildiği gibi düzenli bir eğitimden geçmiş ve uzun yıllar çeşitli devlet dairelerinde kâtip olarak görev yapması sayesinde şiir ve yazı yazmayı külfetsiz ve kolaylıkla başarabildiği anlaşılmıştır. O, ticari, ekonomik ve kültürel bakımdan Osmanlı İmparatorluğunun önemli merkezlerinden biri sayılan Selanik’te 

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden Mustafa Kemal Ahmet DENDENOĞLU Şairler

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden Mustafa Kemal Ahmet DENDENOĞLU Şairler daima ortaya koydukları eserleri arasından bir veya birkaç şiirle hatırlanırlar. Bunun Türk Edebiyatında en çarpıcı örneği sanırım “Süzme çeşmin gelmesün müjgân müjgân üstüne” mısraıyla başlayan gazelinin şairi Rasih’tir. Şairin ismi adeta gazeliyle özdeşleşmiştir. Irak Türkmen şairleri arasında da en belirgin örneği “Aynaya Baktım” başlıklı şiiriyle şöhret bulan Mustafa Kemal Dendenoğlu’dur denilebilir. Nitekim Dendenoğlu’nun şiiri, ses sanatçısı Abdurrahman Kızılay tarafından bestelenince Türkiye’de de bilinen ve çok sevilen şarkılar arasına girmiştir. Burada şair Mustafa Kemal diğer Türkmen şairleri gibi Gazi Nakip’in şiir defterinde çok beğenildiği Aynaya Baktım şiiriyle Perihan ve Son Günler başlıklı manzumeleri kendi kalemiyle hatıra olarak yazmıştır. Perihan Bu dünyada neyim var ki senden başka Perihan’ım Ne hastayım ne de yorgun ben aşkından perişanım Aşk şarabın içen günden bitmiyor ah u figanım Ben seni nasıl unutam adın kalbimde yazılmış O titreyen dudağından anladım ki aşk ateştir Yana yana küle döndüm sen yanmazsın kalbin taştır Benim gibi bir öksüze ta ölünce dert yoldaştır Harabeler meskenimdir zalim felek yuvam yıkmış Akar sular bulaklardan yeşil gözün daha çok saf Güle güle sana ettim malım değil kalbim ithaf Bağlamadan şu yaramı meğer sende yokmuş insaf Yazık yazık küçük yaşta bağrım yanık yüzüm solmuş Uzaklaşma baş ucumdan yavaş yavaş ellerim tut Gidiyorum gurbet ele daha dönemem beni unut Güneşimin karşısında eksik olmaz kara bulut Güller açmaz bülbül ötmez bağım bahçem viran olmuş Siyah zülfün pasban olmuş kızarmış al yanaklara Bal yerine zehir satar dertli mahzun aşıklara

Erbilli Bir Kalem Erbabı Defterdar Mehmet Latif Efendi III

Erbilli Bir Kalem Erbabı Defterdar Mehmet Latif Efendi III Bir Kalem Erbabı Defterdar Erbilli Mehmet Latif Efendi III Nazım TERZİOĞLU nazimterzioglu@gmail.com Mezra‘a-i Ma‘ârif Mecmuası Geçen iki sayıda hayatı ve edebî kişiliğine yer verilen Mehmet Latif Efendi, Selanik’te görev yaptığı yıllarda Mezra‘a-i Ma‘ârif mecmuasının çıkarmasıyla Türk basın tarihine adını yazdırarak bir ilke imza atmıştır. Osmanlı döneminde Vakâyi-i Tıbbiye (26 Mart 1849) mecmuası ile başlayan dergicilik yayını, payitaht İstanbul’da özellikle 1880-1890 yılları arasında bir ivme kazanarak ellinin üzerinde dergi çıkmıştır. Ancak dergicilik neşriyatı, Osmanlı coğrafyasının İstanbul dışındaki kentlerde daha geç başladığı bilinmektedir. Osmanlının liman kentlerinden biri olan Selanik, konumu itibarıyla hem ticari hem de kültürel olarak önemli merkezlerden biri sayılmaktadır. Selanik, diğer Osmanlı şehirlerine göre matbuat konusunda da öncülük etmiştir. Süreli yayınlar bakımından 1869 yılında yayın hayatına başlayan ilk Türkçe gazete Selanik resmî vilayet gazetesidir.

Türkmeneli'nin Bilgesi Göçtü

Türkmeneli, XX. yüzyılda yetiştirdiği en değerli evladı Ata Terzibaşı'nı 31 Mart 2016 tarihinde uğurladı. Çocukluğumdan beri namı ve çalışmalarını değişik mahfillerde duyduğum Ata Terzibaşı hayatımda tanışmak istediğim ender insanlardan biriydi. Türkmen kitaplığının en üst köşede yer alan yarlığanmış Terzibaşı'nın eserleri, diğer ilgi duyulanlar (tiryakileri) gibi benim de başucu kitaplarım oldu. Yoğun ve yorucu bir emeğinin mahsulü olan eserlerini, kendi deyimiyle Türkmanoloji sahasında araştırma yapanlar için her zaman istisnasız 

Erbil'de Telaferli Hacı Molla Hızır Tekkesi

Osmanlı coğrafyasında tarikat erbabı tarafından inşa edilmiş zaviye, dergâh, hanekah veya tekke adı verilen mekânlar, cami ve mescitlerden sonra en çok uğranılan ibadet yeri olmuştur. Zikir halkaları düzenlenen ve ayinler icra edilen tekke ve dergâhlar aynı zamanda yolcu, kimsesiz ve miskinlerin karın doyurma ve barınma işlevi görmüştür. Ayrıca tekke ve 

Erbil'in Çilekeş Şairi II

 

Kendi hissiyatları yanında toplumun ortak duygu ve düşüncelerini dile getiren, sevinç ve üzüntülerini en güzel şekilde ifade eden kuşkusuz şairlerdir. Hayatını Erbil'de (1944-2000) geçiren Fuad Şeyh Mustafa, toplumun bir ferdi olarak devrinin iç yüzünü, sosyal hayatını ve duygularını eserlerinde aksetmeye çalışmıştır

RSS - Nazım TERZİOĞLU beslemesine abone olun.