Merhaba...

1997 yılında kurmuş olduğumuz KERKÜK VAKFI inandığımız davanın hizmetinde ilkelerimizin kurumsallaştığı bir yuva olarak düşünülmüştür. Bu Vakıf, her zaman insana dönük faaliyetlerin yapılacağı ve kalıcı hizmetlerin programlanacağı bir dava ve kültür ocağı kimliğiyle bir platform görevini üstlenmektedir.
Biz herkese ve her kesime eşit mesafede olup doğruların savunucusu olarak yolumuza devam edeceğiz. Bu doğrultuda da Irak Türkmenlerinin davası ve geleceği için çalışma kulvarında öncü olup herkesi kucaklayan bir konumda olacağız.
Yıllardır yayınladığımız KARDAŞLIK dergisinin yanında üç lisanda onlarca esere imza atan bu kuruluş herkesi hizmete çağırıyor. Yolumuzdan şaşmadan ve ilkelerimizden taviz vermeden bu yolun yolcusuyuz ve öyle de kalacağız.
Herkese merhaba.

   Erşat Hürmüzlü
Kerkük Vakfı Başkanı
 


KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KERKÜK'TE TÜRKMEN KARDAŞLIK OÇAĞINI ZİYERET ETTİ

31-12-2019 salı Kerkük vakfı başkanı değerli abimiz ERŞAT HÜRMÜZLÜ Kerkük Türkmen Kardaşlık Ocağı nı zieyaret ederek bizleri onurlandırdı . ERŞAT HÜRMÜZLÜ ABİMİZE SONSUZ TEŞEKKÜRLER 2019 yılının son aylarında KERKÜK TÜRKMEN KARDAŞLIK OCAĞI KÜTÜPHANESİNE DEVR EDİLEN ŞEHİT DOÇ.DR.NECDET KOÇAK KİTAPLARINI İNCELEDİ ,BU KARARIN ÇOK İSABETLİ OLDUĞUNU BELİRTEREK EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜRLERİNİ SUNDU

KERKÜK VAKFININ BAŞKANI ERŞAT HÜRMÜZLÜ KEKÜKTE IRAK TÜRÜKMEN CEPHESİNİ ZİYARET ETTİ

YURT ÖZLEMİ Abdülhey'im Mustafa Kejioğlu

YURT ÖZLEMİ Abdülhey'im Mustafa Kejioğlu

Yazar: 
Suphi Saatçı
Fiyat: 
40.00 TL

IRAK TÜRKMENELİ’NDEN KIBRIS’A 1964 TARİHLİ MEKTUP

Kaynakça: 1- Adsız (1996) İslam Ansiklopedisi. Cilt 14, Genç Kalemler maddesi, sayfa 21-23. Türkiye Diyanet Vakfı, İstanbul. 2- Ahmet Bozdoğan (2007) Birinci Yeni Lisan Makalesini Milli Edebiyat Akımının Bildirgesi Olarak Okumak. C. Ü. İlahiyat Fakültesi dergisi. X1/2, sayfa 251- 266. 3- Ata Terzibaşı (2005) Kerkük Matbuat Tarihi. Kerkük Vakfı, yayın nu: 14. İstanbul. 4- Ata Terzibaşı (2013) Kerkük Şairleri. Kitap 2, Ötüken, yayın nu: 1021, İstanbul. 5- Maarif Dergisi Koleksiyonu, 11 sayı. (11 Nisan 1329 – 7 Teşrinisani 1329) 6- Mehmet Ömer Kazancı (2011) Yeni Irak gazetesi, Türkmen Kardeşlik Ocağı, yayın nu: 24. Kerkük 7- Mehmet Ömer Kazancı (2019) Hışırtılar. TBA yayın nu: 2. Kerkük. 8- Nazım H. Polat (2020) Yeni Lisan'da Divan Edebiyatı Eleştirisi. Türk Dili. Yıl 69, sayı 821, sayfa 18- 29. 9- Önder Saatçi ((2020) Irak Türkmenleri İçin. Kerkük Vakfı, yayın nu:87. İstanbul. 10- Selahattin Sakı Vali ve Mehmet Hurşit Dakuklu (1980) Basın Tarihi. Kültür Bakanlığı, yayın nu:32. Bağdat. 11- Suphi Saatçi (1997) Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatı Antolojisi. Cilt 6, Azerbaycan- Irak (Kerkük) Türk Edebiyatı. Kültür Bakanlığı. Ankara.

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden

Gazi Nakip’in Şiir Defterinden Hazırlıyan Nazım Terzioğlu Salah Nevres Irak Türkmen çağdaş şiirinin öncü şairlerinden biri olan Salah Nevres (Kerkük, 1941), hem hece vezni hem de serbest sitilde yazdığı şiirleriyle büyük bir beğeni kazanmıştır. Aynada Zaman (1972), Uzaktan Geliyorum (1980) Pencere (1989) ve Vatan Bende Yaşıyor (2010) adlı eserlerinde şiirlerini toplayan Nevres’in şiir uğraşı dışında yerli ağızla piyesler yazmış ve besteler yapmıştır. 1969 yılında doğum sırasında eşini ve çocuğunu kaybetmesinden şair derin bir üzüntü yaşamıştır. Bu acı olay, sanat anlayışı ve şiirleri üzerinde de büyük bir etki yapmıştır. Şair, Türkmen toplumunun başına gelen felaketleri ve kendi acılarının tazeliğini Gazi Nakip’in şiir defterinde yazdığı takdim yazısı ve şiirlerin seçiminde de kolaylıkla hissettiriyor. Gazi’ciğim, Ne yazayım bilmiyorum. Çünkü hatıra yalnız kâğıt üzerinde yazıldığı zaman çok gülünç oluyor. Yeter ki bir zamanlar beraber geçirdiğimiz mutlu veya kederli demler hâlâ da tütüyor gözlerimde. Gazi’ciğim, bu günler hep gamlıyım.. Artık hayata olduğu gibi değil da netice itibarıyla bakmaya başladım.

Kerkük vakfın'dan bir bildiri

Kerkük Vakfından Bir Bildiri .
Türkmen Kardaşlık Ocağı’nın kurucu başkanı ve Bağdat Şehir hastanesinin kurucusu Rahmetli Dr. Merdan Ali’nin hatıralarını kapsayan çalışma bize intikal ettirilince çok mutlu olduk ve yayınladığımız kitaplar serisinde 91. Sırada yerini almıştır.
Ancak Rahmetli Dr. Merdan Ali’nin oğlu ve iki kızı bu çalışmamızı takdirle karşılamakla beraber dağıtımının durdurulmasını istediler. Gerekçe olarak, bu çalışmayı bize ulaştıran aile fertlerinden birinin tek başına buna yetkili olmadığı ve bazı ilaveler yapma düşüncesinde oldukları gösterilmiştir.
Bu talebi yerine getirerek kitabın dağıtımını durdurmuş ve Türkmeneli bölgesine göndermeyi düşündüğümüz miktarı da göndermeme kararı alarak, konuyu onların kararına bırakarak gündemimizden düşürmüş bulunduk. Olayın boyutunu Rahmetli büyüğümüzün hatırasına saygı duyan Türkmen milletinin takdirine bırakıyoruz.

MAVİ URBALILAR

MAVİ URBALILAR

Yazar: 
Erşat HÜRMÜZLÜ
Fiyat: 
10.00 TL

Editör’den Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir Suphi SAATÇİ

Editör’den Türkmeneli Coğrafyasının Bekçileri Türkmen Gençleridir Suphi SAATÇİ Geçtiğimiz ayın başlarında (31 Ocak7 Şubat 2020) Türkmeneli bölgesine yaptığımız ziyarette yaşadığımız toprakların kokusunu bir kez daha içimize sindirerek dolaştık. Atalarımızın bu topraklara gelişi ve yerleşmesi elbette ki kolay olmamıştır. Geçmişimizin gençlerimiz tarafından bilinmesi ve bu konuda Irak’taki Türkmen varlığımızın hikmeti ve gerekçelerinin iyice anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Zira yaşadığımız Türkmeneli coğrafyasının, bazıları tarafından göz ardı edilmesine karşılık, yetişen Türkmen gençlerimizin ayak bastıkları toprakların gerçek sahipleri olduklarını bilmeleri gerekir. Unutulmamalıdır ki geçmişini bilmeyen toplumlar geleceklerini de inşa edemezler. Selçukluların İslam Dünyasına Hizmetleri Oğuzların Kınık boyuna mensup olan Selçuklu hanedanı, 1071 yılındaki Malazgirt Zaferinden önce, Sultan Alparslan’ın amcası Selçuklu Sultanı Tuğrul Beğ’in parlak ve güçlü devlet yönetimi sayesinde İslam dünyası Selçuklu Devletinin himayesine alınmıştı. Selçukluların 23 Mayıs 1040 tarihinde kazandıkları Dandanakan Zaferi’nin ardından, Merv’de topladıkları kurultayda alınan karar gereği, Tuğrul Bey’in imzası ile Bağdat’a Halife Kaim bi-Emrillah’a hitaben bir fetihnâme gönderilmişti. Selçuklu elçisi ile gönderilen bu fetihnâmede, bundan sonra adaletin geçerli olacağından söz edilmiş, Selçukluların eskiden beri halifeye duydukları saygı ve bağlılıkları bildirilmiştir. Tuğrul Bey’in mektubu hilafet merkezine ulaşınca

Bize Göre Dekart mı... Türk Hars ve Medeniyeti mi? Erşat HÜRMÜZLÜ

Bize Göre Dekart mı... Türk Hars ve Medeniyeti mi? Erşat HÜRMÜZLÜ Rene Descartes (Rene Dekart) Fransız bir filozoftu. 1696 yılında vefat eden bu filozofun ismi batı dünyasında bir sıfat halini aldı. Dekartizm dediğinizde bu dünyada açıklık, şeffaflık, aklı hakim kılmak, hurafelerden arınma ve basit ailelerdeki insanları etkisi altına alan, nesilden nesile hiç sorgulanmadan miras kalan destanlardan kurtulma demek oluyor. Doğrusu Dekart’da çok zulüm gördü. Kapalı akıllar ve cehalete gömülmüş olan yetkililerin dayatmasına dayanamadığı için başka âkil adamlar gibi Hollanda’ya kaçtı. Bir zaman sonra bu düşünür, fikirleri yayınlanınca eski asırların Arestotle ve Eflaton mertebesinde anılmaya başlandı. Dekartizme muhtaç olduğumuz bu coğrafyada ve bu zamanlarda bir de kendi kendimize soralım. Daha Dekart dünyaya gelmeden Türk-İslam medeniyetini şiar edinen desek daha iyi olur eski nesillerimiz bu öğretileri ortaya koymadı mı? Kur’an-ı Kerim’den feyz alan eski kuşaklarımız her şeye rağmen

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Bakanlık mı İstersin Himmet mi? Mahir NAKİP

Türkmeneli’nden Türk’ün dilinden Bakanlık mı İstersin Himmet mi? Mahir NAKİP Buğday mı Himmet mi? Yunus, derviş olup Emre’leşmeden önce Anadolu’nun kıtlık çeken bir köyünde yaşardı. Köyün ileri gelenleri Yunus’a, ¨Kıtlık köyün belini kırıyor, sen de köyün bir gencisin, Hacı Bektaş adında bir ulu kişi fukaraya buğday dağıtırmış sen de git bu ermişten bize biraz buğday getir¨ derler. Yunus uzun bir yolculuktan sonra varır Hacı Bektaş-ı Veli’nin ulu dergâhına. Huzura kabul edilir. Yolda yabandan topladığı bir torba alıcı (bir cins yaban meyvesi) hediye diye Hünkâra takdim eder ve söze başlar: - Köyümüz kuraklıktan kırılıyor, ekmeğimiz yok, unumuz yok, buğdayımız yok. Köyümüzün ihtiyarları bana dediler ki Hünkâr Hacı Bektaş kimseyi eli boş göndermez. Ailem ve köyüm için buğday isterim Hünkârım.¨ - Sana buğday yerine himmet versek? - Himmeti neyleyim Hünkârım. Köyümüz aç. Buğday isterim. - Ya getirdiğin her alıca karşılık iki nefes versek? - Himmetle, nefesle çoluk çocuk doyar mı Hünkarım? Bana buğday gerek. - Derviş can Yunus’a kağnısı yükünce buğday verin, karnını da doyurun ve uğurlayın. Yunus himmetle nefesin ne demek olduğunu anlamadan buğdayını alır sevinçle köyüne revan olur. Bir süre yol aldıktan sonra himmetle nefesin ne demek olduğunu anlar ve deli gibi geri döner Hacı Bektaş-ı Veli’ye... - Anladım himmeti ve nefesi Hünkârım.

Sayfalar

Kerkük Vakfı RSS beslemesine abone olun.